3 Haziran 2020 Çarşamba

Ergenlik Üzerine, Ergen Velilerine Öneriler

 
 
*Bu yazı normalde benim bir dersimin ödevi fakat belki bloğumda olursa insanlar bundan faydalanabilir diye düşündüm ve paylaşmak istedim. Keyifli okumalar. 
                                                                                                                                                                    


         Mum olmak kolay değildir. Işık saçmak için önce yanmak gerekir.
                                                             Mevlana
 
 
 
  İnsanların ömürleri boyunca geçirdikleri belli başlı dönemler vardır. Bu dönemlerde fiziksel, psikolojik, sosyal pek çok gelişme meydana gelir. Bazı adımlar doğru atılmazsa gelişim sekteye uğrar ve kişiyi olumsuz etkiler. Bir gelişim kuramcısı olan Ericson'un Psikososyal kuramına göre 12-18 yaş arasını kapsayan ergenlik dönemi bu dönemlerin en önemlisi sayılabilir. Bu dönemde kişi çocukluktan çıkmaya ve yetişkin olmaya başlar. Kendini bulma yönünde önemli adımlar atar. Burada bizlerin ve siz velilerin yapması gereken önemli görevler vardır: Çocuğun kendini bulma serüveninde onun ellerinden tutmak ve onu engellemeden doğru adımlar atmasında yardımcı olmak!

                                          
  
ERGENLİK VE ERİNLİK
 
   Ergenlik döneminde çocuk pek çok açıdan değişim gösterir. Burada ‘’erinlik’’ dediğimiz kavram ortaya çıkar. Erinlik ‘’çocukluğun sonlanması ve kişinin bir dönüşüm evresine girmesi’’dir. Cinsel olgunlaşma anlamına gelen bu dönem çocuk için büyük bir problem (kriz) oluşturmaz ancak önemlidir.
 
 
                                 
 
ERGENLİK VE KİMLİK
 
  Bu dönemin en mühim sorunu kimlik oluşturma meselesidir. Her ne kadar kimlik oluşumu sadece bu dönemde başlayıp bitmese de özellikle bu dönemde yapılanır.  Bir diğer sorun da fiziki olarak boy gösterir. Bu dönemde bedenlerinde olan değişimlerden dolayı şaşkın olabilirler ve yetişkin dünyasına adım atmak için çekimser kalabilirler.. Ayrıca meslek seçmek konusunda telaşlı ve toplumdaki yeri hakkında endişeli olabilirler.
  
                                          

   Bu dönemde çocukların farklı roller denemelerinde herhangi bir sorun yoktur. Kendi kimliklerini geliştirmek için bu bir gerekliliktir. Bu yüzden çocuğun farklı roller denemesine müsaade edilmeli (sigara içme, maddeye ya da kişiye bağımlılık geliştirme gibi davranışlar engellenecek şekilde) yaptıkları desteklenmelidir. Çocuklara belli kimlikler (kadın-erkek rolleri özellikle. Kız çocuğuna ev işleri erkek çocuğuna iş hayatı vb. ) dayatılmamalıdır.
 
                                             

   Bu dönemde çocuğun düşüncelerini önemsediği kişiler özellikle akran gruplarıdır. Bu yüzden etkileşimde olduğu insanlara dikkat edilmedir. Ek olarak ebeveyn ve akranlarının düşünceleri arasında çatışma yaşayacağından bu durum kimlik karmaşasını arttırır. Çocukların kimlik karmaşası yaşamaları doğal ve gereklidir. İstikrarlı bir kimlik geliştirmeden önce kim olduğundan kuşku duymak ve karışıklık yaşamak doğaldır (Feist ve Feist, 2009).
 
 
                              

   Fanatik gruplar, tarikatlar vb. (siyasi partiler, futbol takımların taraftar grupları gibi) bu dönemdeki çocukları hedeflemektedir. Böyle gruplarla özdeşim kurması çocuğunuzun kişilik gelişimine zarar vereceğinden uzak tutulması gerekilmektedir.
 
                                           
                            
   Bu evrenin gelişim görevlerini yerine getirmeyen kişiler önceki dönemlere (çocukluk gibi) geri dönüş yaşayabilirler. Bu kişilik gelişimine oldukça zarar verir. Bu dönemdeki görevlerini yerine getiren çocuklar -kimlik karmaşasından denge içinde çıkan- ise olumlu sonuçlar alır. Kendine ve çevresine güvenen, sorumluluklarından kaçmayan bireyler haline gelirler. Bu yüzden onları gelişimleri yönünde engellememek, rol arayışlarının önüne geçmemek gerekir.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
KAYNAKLAR
Duran, N. (2017). Psikososyal Gelişim Kuramı: Erik H. Erikson. Kişilik Kuramları. Bölüm 4.

Karaman, Ö. Gelişim Kuramları. Yaşam Dönemleri ve Uyum Sorunları. Bölüm 2.


14 Ocak 2020 Salı

Depresif Şeyler



Yarın çok önemli bir sınavım var fakat ben bu yazıyı yazmaya başlamadan önce 4 bölüm ''You'' izledim, Tavukla dertleştim, dinlemek için mükemmel şarkıyı seçtim, biraz stalk yaptım ve Puff'u (bir yazı öncesinde haksızlık yaptığımı düşündüğüm arkadaşım) içimde eleştirdim.

Sınav? Hala başlanmamış 2 konum var.

Aslında bir süre kendim ve yaşadıklarım hakkında yazmamaya karar vermiştim. Yani en azından aklımdan ''daha fazla kendim hakkında yazmasam mı?'' diye geçirmiştim. Son yazılarım o kadar az okunuyor ki.. Bu biraz motivasyonumu düşürüyor. Ama yine buradayım ve kendim hakkında yazıyorum. Bir yerde bu bloğu çok okunsun diye açmamıştım zaten. Beni gerçekten okuyan 3-5 kişi olsun yeter diyerek başlamıştım bu işe.

Aslında kafamda anlatmak, buraya dökmek istediğim çok şey var ama oldukça düzensiz halde. Her şeyden bahsetmek istiyorum. Önce beni oldukça şaşırtan bir şeyden bahsedeyim.

1-2 gün oldu galiba öğreneli. Sınıftan bir çocuk benden hoşlanıyormuş, geçen yıl. Ders çalışırken Smile (bu yıl daha da yakınlaştığım, sınıftan bir erkek arkadaşım. Geçen yıl muhabbetimiz vardı ama kısıtlıydı. Bu yıl baya samimi olduk. Beni sevgilisiyle tanıştırdı, evine davet edip çay yaptı. Sevimli bir çocuk.) bahsetti. Haberin var mıydı diye sordu. Yoktu! Ayrıca o çocuğun benden nefret ettiği konusunda canım üstüne yemin edebilirim.. Hala devam ediyor mu hisleri bilmiyormuş. Çok da önemi yok zaten. Benim ona karşı hislerim yok. Olsa bile görmezden gelirim. Dertlerime dert eklemeye pek niyetli değilim. Ama bu olay beni bir şeyi düşünmeye itti:

Tavuk'a bahsederken, şey diye söz ettim. ''Bu çocuk nasıl benden hoşlanır, gerçekten nefret ediyor bence. Bence arkadaşlarıyla aralarında bi dalgadan dolayı adım geçti'' -Benden hoşlandığını çocuk arkadaşıma direkt söylememiş ortamdaki bir çocuk, benim kara listemdeki bir çocuk, ''kimden hoşlanıyor biliyor musun, şu kızdan'' deyip beni göstermiş- Ben böyle deyince ''neden insanların seni sevebileceğine ihtimal vermiyorsun?'' diye sordu.

Buna laik değilim gibi bir şey değil cevabı. Ama bence sevilmeye değer pek bir tarafım da yok. Yani beni arkadaş olarak çok seversiniz, konuşmak.. iç dökmek için biçilmiş kaftanımdır ama romantik anlamda bana karşı birinin bir şeyler hissetmesi olanaksız geliyor. Kızlara özel o albenim yok, güzel miyim? Görüntüsünden dolayı hoşlanılacak kadar değil. Düşüncelerim genelikle erkekleri rahatsız edecek türden. Çok nadir olarak insanlara ihtiyaç duyarım. Her şeyi kendi başıma yapmayı severim ki bu yüzden arkadaş dışında çevremde başka isimlerle anılan insanları görmek istemem. Belki de nedeni budur. Ben yanımda ''sevgili'' gibisinden bir şeyler görmek istemediğim için insanların da beni o tarz bir şekilde görmeyeceklerini inandırdım kendime. - Bir de olmak istediğim kadın muhabbeti var ama ona burada girmeyelim- Bu konuyu hiç kendi içimde düşünmemiştim. Bu durum bunu düşünmeye sevk etti beni işte.

İkinci olarak Puff.. Konuşmamakta hala ısrarcıyım ama onun hakkındaki görüşlerim galiba biraz değişiyor.  -Bunları okusa sanırım kalbi çok kırılır. Bu yüzden ona karşı hala çok suçlu hissediyorum.-  Sanırım üniden sonra arkadaşlığımız devam etmez. Ya da benim için bi Tavuk olamaz. Bu sonuca varmak beni biraz üzüyor çünkü yılın başında en yakın 2. arkadaşımı bulmuş olduğumu düşünüyordum. Aman neyse, bu konuyu bir daha kendime de açmayacağım. Önümüzde daha 2 buçuk yıl var. Belki yine eskisi gibi düşünmeye başlarım.

Kafamda olan bir diğer konu ise ''You''. Dizi beni efsane sardı. Şuan tek yapmak istediğim şey sezonu (2.) biran önce bitirmek. Sınava çalışmadığım için zaten 6 bölümüm kaldı. Ama sanırım bu bitirme işini perşembe gününe ertelemem gerekecek.  Daha fazla çalışmamaya devam edersem 2 önemli dersten ortalamam fena düşecek. En son istediğim şey de bu olur bu dönem.


Dönemi not açısından mükemmel bir şekilde bitireceğim gibi duruyor. Dün girdiğim sınav dışında girdiğim bütün sınavlardan 90 üstü bekliyorum. Dünkü sınavda da bi terslik olmadıysa 85. Kalan 2 sınavım da güzel geçerse bu dönemki tüm notlarım AA ya da BA olacak ki bu da ortalamamı 3.50'a çekecek. Ankara'ya Farabi yapmak istiyordum. -Ortalamam bu dönem 3.50 olursa bunu yapabilme ihtimalim yükseliyor.- Hala istiyor muyum? Biraz. Galiba çevremdeki insanlar benimle aynı şeyi istediğinde motivem düşüyor. Bundan Puff'a da bahsettim. Artık o da Ankara'ya Farabi istiyor.. Ortalamam 3.50 ye çekilirse kesinlikle yaparım ama yapamazsam da çok üzülmeyeceğim galiba..


Ayın 20sinde İstanbul'a dönüyorum. Sınavlar aslında 16sında bitiyor ama benim açık öğretim sınavlarım var hafta sonu. Onlara girip gideceğim. Sanırım 3 dersten kalacağım. Ana dalımla o kadar ilgiliydim ki açık öğretimin derslerine çalışamadım açıkçası. Biraz keyfine okuduğum bir bölüm. O yüzden dönem uzatmak çok umurumda değil. Sadece uzattığım her dönem ödenecek harç demek oluyor. Şu durumdayken parayı biraz düşünüyorum o kadar..

Evde işler biraz karışık. Araba aldık! Aman ne güzel.. Sözde, kardeşim işe girdiği için rahatça ödenecekti.. İlk ay sıkıntı çıkacaktı zaten buna hazırdık ben de biraz destek çıktım halloldu ama ikinci ay.. İlk işinden çıktığı için oradan 13 girdiği işinden de 17 gün maaş alacağı var. Ama hala alamamış.. Her şeyin yükünü anne-babamın maaşları da kaldıramamış. İstanbul'a gitmeden para yollamayı düşünmüyorum çünkü o para toz oluyor. Gidip ortalığı biraz toplamam lazım. Ama işleri topladıktan sonra ben dağılacağım.. 3. ayda da kendilerini toplayamazlarsa kendime iş bakmam gerekecek.. Hayırlısı olsun bakalım.

Hepsi bu kadar değil elbette.. Ama bu kadar çok depresif şeyden bahsedince yazma iştahım kaçtı. Bana şimdilik gudbay :p







4 Ocak 2020 Cumartesi

Bilememişlik



Birkaç konu hakkında bir arkadaşıma aşırı haksızlık yaptığımı düşünüyorum. Ama bu birkaç konu beni rahatsız ediyor. Şimdilik ona bunları direkt açmadım ama küçük küçük ünlemlerden bahsettim. Ve bazılarını ona açmamaya karar verdim. Fakat devam ederse direkt konuşmayı düşünüyorum.

Bu şeyleri düşündüğüm ve Tavuk'a bunlardan bahsettiğim için bile üzgünüm. Haksızlık yaptığım hissinden kurtulamıyorum ama içimdeki o ''kötü'' hislerden de kurtulamıyorum.

Çok iyi bir insan olduğunu düşünüyorum. Önemli konularda benden daha duyarlı.  Daha düşünceli ama pamuk suratının altında onun bile fark etmediği bir kişinin yattığını düşünmeye başladım. Bilemiyorum. Galiba gerçekten haksızlık yapıyorum. 

24 Aralık 2019 Salı

DURUM BİLDİRİMİ #4



Yurdun karşısındaki cafede oturuyor ve hayatımda ilk kez denediğim bir içeceği içiyorum.
Orman meyveli ''frozen''mış ismi. Beğendim mi? Çok değil. Bana küçükken okuldan sonra hevesle yediğimiz meybuzları hatırlattı. Ben limonlusunu severdim. Bu içeceğin de limonlusunu istemiştim ama kalmamış.

Arka planda bilmediğim bir şarkı çalıyor. En azından ismini bilmiyorum, ses çok tanıdık. Galiba Bllie Eillish.

Buraya ödev yapmaya geldim. Yurttaki odamdan çok sıkılmıştım. Hiçbir şey yapasım gelmiyor o odada. Belki yatak olduğu içindir. Yatak olan hiçbir yerde hiçbir şey yapamıyorum.


Ödevimde bayağı ilerledim. Ama arkadaşlarım benden farklı yaptığı için bazı eklemeler yapmak zorunda kaldım. Eklemeler yapınca tabloda bişiler kaydı. Bütün ekleri hallettikten sonra başa dönmem gerekecek. Bu biraz sıktı canımı..

Sınavlarım yaklaştı. 10 gün falan kaldı herhalde. Notlarım şuanda epeyce iyi. Ortalamamın düşmesini istemiyorum o yüzden şu ödevi bitirir bitirmez sınavlara dört elle sarılmaya başlayacağım.

Sol elimde bi' titreme var, inşallah önemli bir şey değildir..

Bu hafta içinde 3- 4 tane film izledim. Bu haftadan sonra izleyemeyeceğim gibi duruyor. Bu beni biraz üzdü. Sınavlardan dolayı hızım kesilecek.

Kitabımı -Budala- da hemen bitirmem lazım, sınavlar yüzünden araya çok süre girecek yoksa.  Dizi -Merlin- izlediğim için baya savsaklamıştım.
























21 Aralık 2019 Cumartesi

Müzik Hakkında, 1-2 Öneri




   Yazdan beri müzik zevkim çok değişti.

   Aslında hala her telden şarkı dinliyorum. Listemde her tarz şarkıyı görebilirsiniz ama dil büyük oranda farklılaştı. Bunun bir sebebi Spotify’a premium üye olmam. Diğer sebebi ise şu yazımda küçücük bahsi geçen ‘’hayatımda önemli olabilecek’’ kişi.

 Geçen yıllarda 10 saat şarkı dinliyorsam bunun 9.30 saatini Korece şarkılar kaplıyordu. Artık daha çok Türkçe şarkı dinliyorum. Türkçe Rock -ve özellikle alternatif rock- vazgeçilmez bir parçam oldu. 2019’da en çok dinlediğim tür de Türkçe Rock olmuş zaten. Lise döneminde dinlediğim Imagine Dragons ve Linkin Park’a da kesin dönüş yaptım.  2019’da en çok dinlediğim şarkıcı Imagine Dragons olmuş.

   Eski dinlediğim şarkılara dönmekle birlikte eski şarkılara da döndüm.



   Cem Karaca, Barış Akarsu, MFÖ, Pearl Jam, Muse, Nirvana, Metalica.. Bildiklerimin yanına bilmediğim birçok şarkıyı listeme kattım.. Güzel de yaptım bence. Eski şarkıların hissettirdiği çoğu duyguyu yenileri veremiyor çoğu zaman.

   Bu yazıyı  pek bilinmeyen ve dinlemekten aşırı zevk aldığım birkaç şarkıyı tanıtmak amacıyla yazmaya başladım aslında. Ya da bilinen ama tarihin tozlu sayfalarına kaldırılan. Ya da şuanda söyleyeni ünlü olup da bence alması gerekenden az değeri alan şarkıları.

   Bakalım benim kadar beğenecek misiniz?

Beyoğlu’nun Canını Almışlar- Vera




   Yaklaşık 1 aydır günde 3-5 kez dinlemezsem rahat edemediğim bir şarkı oldu. Önüme gelen herkese önerdim. Beğenmeyen çıkmadı gibi. Geçende de dayanamadım attığım bu postun başına iliştirdim şarkıyı, yazıyı okurken dinleyin diye. 


Aç Bağrını- Emir Can İğrek



   Artık bu şarkıcıyı tanımayan yok. Epey popüler oldu ‘’Nalan’’la. Nalan çok güzel bir şarkı evet ama ‘’Aç Bağrını’’ benim en en en sevdiğim şarkısı. Sözlerini en hissederek dinlediğim, en kabul ederek tekrar ettiğim.. Hele böyle bir dönemden geçerken en söylemeye çekindiğim cümleyi rahatça ifade edebildiğim..

   ‘’Aç bağrını, yaslayayım yorgun başımı..’’


Ervah- ı Ezelde- Grup Abdal



   Bu yaz keşfettiğim bir grup. Keşfettiğim günden beri sürekli dinliyorum.
Türküleri yeniden, yeni bir tarzla seslendiriyorlar. Benim en sevdiğim türkü Gesi Bağları’ydı. Taa ki bunu dinleyene kadar. Grup Abdal da o kadar güzel seslendirmiş ki üst üste kaç defa dinliyorum bazen sayamıyorum.


Again- Archive



   Kesinlikle herkesin beğeneceği bir şarkı değil. Ben de çok sevmiyorum aslında. Ama daha ilk saniyesinden beni çekiyor içine. Şarkı 16 dakika, dinlerken nasıl geçiyor o zaman asla anlayamıyorum. Tüylerimi diken diken ediyor.



Şimdilik bu kadar, daha sonra aklıma geldikçe yazarım. Keyifli dinlemeler.



18 Aralık 2019 Çarşamba

2020'ye Girerken





Hala çok kötüyüm.
Ailemle ilgili hiçbir şey yolunda gitmiyor. Dün yine ağladım..

Bazı bloggerlar 2020 hedefleri yazmaya başlamış bile. Durup düşündüm ben de hedeflerim ne olabilir acaba diye. Plan yapmak ya da bunlarla ilgili ümitlere kapılmak istemiyorum ama aklımdan şöyle bir geçti işte.

2020'deki ilk hedefim yaşayabilmek.  Boğuluyormuş hissinden kurtulabilmek.
Kitap okumayı zaten çok sevdiğimi biliyorsunuz eğer beni biraz takip etmişseniz. Yoğunluktan ötürü asla kitap okumadığım bir dönem içine girmiştim. Düşünmekten boğuluyorum dediğim bir an Tavuk ''Kitap mı okusan?'' dedi. Dediği şeyi çok mantıklı buldum, kitap okumaya geri döndüm. En çok düşünmeye meyilli olduğum anlarda alıyorum kitabımı elime kendi dertlerimi değil başkasının derdini okuyorum ve zihnimi kötü birçok düşünceden uzaklaştırıyorum.

Bu kararı verdiğimden beri 4 kitap okudum:

1- Kürk Mantolu Madonna- Sabahattin Ali

   Şu yaşıma kadar gerçekten nasıl okumam bu kitabı anlam veremedim cidden. Çok sevdim.. İnsan ve hayat üzerine yaptığı tahlilleri çok beğendim.  Bir sürü cümlenin altını çizdim. Buraya da birkaçını bırakmak isterim.

<<Böyle kimseleri gördüğümüz zaman çok kere kendi kendimize sorarız:''Acaba bunlar neden yaşıyorlar? Yaşamakta ne buluyorlar..''>>

<<Hiç de fena insanlar değillerdi. Yalnız boş, bomboş mahluklardı.>>

<<Arada bir fark vardı:Hayatın bundan ibaret olduğunu zannettiren bilgisizliğimin yerini şimdi, dünyada başka türlü de yaşanabileceğini bir kere öğrenmiş olmanın azabı tutuyordu.>>

2- Vatan Sağolsun- Aziz Nesin

İçinde birbirinden güzel hikayeler vardı fakat benim en sevdiğim kendi hayat hikayesine kısacık değindiği ''Benim Hikayem'' oldu. Kitabı İstanbul'a giderken bitirdiğim için orada bıraktım o yüzden alıntı bırakamıyorum.

3- Küçük Harfli Mutluluklar- Haldun Taner

Çok sevdiğim bir kitap olmadı açıkçası. İçerisinde 9 hikaye var ben bunlardan sadece 2 tanesini çok beğendim. Biri ''İstediği Şarkıyı Dinleyebilmek'' diğeri ''İznikli Leylek''.

İstediği Bir Şarkıyı Dinleyebilmek hikayesini gerçekten okuyun. Bana çok manidar ve hoş geldi.

<<Ama ne oldu sana, sökmedi tabii.Sökmez de zaten. Harp, eninde sonunda istediği şarkıyı dinlemek isteyenlerin zaferiyle neticelendi.>>

4- Sol Ayağım- Christy Brown

Etkileyici bir kitaptı kesinlikle. Yazar o kadar güzel anlatmış ki kendini ve ruh halini,onunla beraber aynı şeyleri sen de yaşıyor ve hissediyorsun . Bir ara çok popülerdi, bana şimdi okumak nasip oldu.

<<Sol ayağım, bulunduğum hapishanenin kapısının tek  anahtarıydı.>>

<<Bana baktı.''Korkuyorsun ve sen de bunu biliyorsun,'' dedi. ''Çok korkuyorsun ama bunu kendine bile itiraf edemeyecek kadar inatçısın. Bu iyi bir şey.'' dedi.

   Şimdi de Dostoyevski'den ''Budala''yı okuyorum. Sanırım bu Dostoyevski'nin okuduğum ilk kitabı. Aşırı aşırı beğendiğimi söyleyemeyeceğim ama daha kitabın yarısına bile gelmedim. Aşırı aşırı beğenmedim belki ama altını çizdiğim, değerli gördüğüm bir dolu cümleyle karşılaştım. Tavuk sonunda şok olacağımı söyledi. Güveniyorum ona.

Kitaplardan sonra beni meşgul eden yegane şey ödevlerim. Onlar da neredeyse bitti. Hatta neredeyse değil direkt bitti. Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce üzerinde 3 gün çalıştığım ödevin son noktasını koydum. Yarın teslim edeceğim. Son bir ödevim kadı. Başlasam devamı gelir ama başlamak bile bir eziyet gibi geliyor şuan. Ama el mahkum.. yarın oturacağım başına.

2020'ye girerken ben böyleyim işte. Oyalıyorum kendimi. Kötü düşüncelere kapılmamak için. Faydalı mı? Çok değil. Sinir krizi geçirmeme engel olmuyor ama en azından yeni okumalar yapmış, yeni yazarlarla tanışmış yeni şeyler öğrenmiş oluyorum. 2020'ye de  diyorum ki:

Başıma gelen geldi daha ne kadar kötü şey getirebilirsin ki. Hoş geliyorsun..



5 Aralık 2019 Perşembe

Biraz beyaz sonra siyah





  Güzel haber!! Son yazdığım posttaki depresifliğim geçtiiii *yeeeey*

  Ama tabii ki hayat -olmazsa olmaz dedi ve- onun yerine yeni sorunlar, yeni endişeler, yeni ihtiyaçlar ve yeni bilmem kaç tane şey daha getirdi. Lakin artık daha az (hatta hiç) depresif olduğumdan dolayı hiçbirine ''yeter artık, bir gidin başımdan'' demiyorum.

  Anlatmaya baştan başlayayım..

  Yaz o kadaaar yoğun geçti ki benim için hem bir şeylere telaş etmeye vaktim olmadı hem ağlamaya zırlamaya. Çünkü çok çalışıyordum. Gerçekten. Kelimenin tam anlamıyla ÇOK. Bunun nedeni elbette ki çalıştığım yerin yoğun bir dönemde olmasıydı. Bir de benim ''Yazın çalışayım kışın sefasını sürerim.'' deyip bütün mesailere kalmam.

  Bu kadar çalışmama rağmen güzel de bir yaz oldu benim için. Hem kışın sefa sürebilecek kadar para biriktirdim (gerçi şu sıralar çok sefa sürebileceğim gibi durmuyor, klasik plan bozulma muhabbetleri.. Buna da alıştım..) hem arkadaşlarımla işten sonra bool bool (özellikle Tavukla -ondan daha önce bahsetmiş olmam gerekiyor ama muhtemelen farklı bir isimle bahsettim, en yakın arkadaşım-) buluştum hem de benim için önemli olabilecek biriyle tanıştım. Durum tanışmaktan ibaret ama olsun artık, elimizden gelen bu.

  Okul başlayalı da 1 ayı
.
.
.

 Yukarıdakileri yazalı 2 ayı geçmiş..

Ne kadar mutlu olduğumu anlatamadan yine buraya mutsuzluğumu ifade etmek için geldim.

Isınamıyorum..
İnsanlara.. bakışlara.. duruşlara..
En çok da kendime ısınamıyorum. İçimdeki çukuru dolduruyorum sonra yeniden açıyorum..
Tam her şey yolunda gidiyor derken kendimi yine uçurumun kenarında buluyorum.
Hem hiçbir derdim yokmuş gibi hem de en büyük dertler bendeymiş gibi hissediyorum..

Isınamıyorum..
Yaşamaya ısınamıyorum.. Gün içinde defalarca ''bitse de gitsek'' diyorum.
Defalarca ''hayal kurma'', ''plan yapma'', ''düşünme'' diyorum ama olmuyor. Günün sonunda hayal kurmuş, plan yapmış, düşünmüş oluyorum. Sonra bunların teker teker yıkılışını izliyorum.

Ağlayasım geliyor ama ona bile mecalim yok. Öylece durmak, durmak ve durmak istiyorum. Bütün insanlardan kaçmak, yok olmak.. sadece kendime değil onlara da zarar vermek istiyorum.

Korkuyorum. Hayatta en çok istediğim 1. şeyin yok oluşunu izlerken 2. şeyin de avucumun içinden kayıp gitmesinden korkuyorum..