1 Aralık 2018 Cumartesi

ÇOK KONULU YAZI 2 -SINAVLAR, ETKİNLİKLER, KARANLIK VADİ, MÜSLÜM VB.-




Sınav telaşı bitti ödev telaşı başladı. 
2 farklı derse giren hocamız okul başladığından beri yazdırdığı raporları aniden istedi, onlarla uğraşıyordum. Sonracığıma yurtta bir internet sıkıntısı baş göstermiştir ki birkaç gündür internet var gözüktüğü halde hiçbir şey açmıyordu. Bunlar gibi sebeplerden ötürü ufacık, minicik, kısacık bir sıkıntı yaşadım buraya girmekle ilgili. Neyse ki -galiba- internet sorunumuz çözüldüğü için  -umarım kısa vadeli değildir- oturdum bilgisayarın karşısına.

Yurtta bu internet problemi sürekli yaşanıyor. İnternet gidiyor, ultra ultra ultra yavaşlıyor, var gözüküyor ama aslında olmuyor vs. vs. Söylüyoruz yönetime ama çözümler anladığım kadarıyla kısa vadeli oluyor. Alıştık bu duruma, maalesef.

Böyle sızlandığıma bakmayın ama, keyfim baya yerinde sayılır. Açıklanan sınavlarım iyi geliyor, Sınavlar bittiği için kurslarım başladı, üyesi olduğum klüp aktifleşti. Daha güzeli krediler -maalesef kredi çıktı-  yattı. Sınavlar bittiğinden beri, kitap hediye etkinliğinden gönderilen 1 kitap -Sevme Beni Yanarsın/ Melissa Senate-
ve Zweig'dan 4 kitap olmak üzere 5 kitap okudum. Muhtemelen bunların yorumlarını kısa kısa yazar tek bir postta toplar paylaşırım. Ama öncesinde okumam gereken 1 kitap daha var.

Bu yazıda özelikle bahsetmek istediğim 2 şey var. Biri geçen hafta cumartesi AKUT'la birikte gittiğimiz Karanlık Vadi yürüyüşü biri de ev arkadaşlarımla gittiğim Müslüm filmi....



Gerçekleşme sırasına göre yazarsam, önce Karanlık Vadi yürüyüşünden bahsetmem gerekecek.

 Geçtiğimiz Cumartesi bu yürüyüş için saat sabahın 6'sında uyanıp bana ve etkinliğe misafir olarak katılacak Z'ye kahvaltı hazırladım. Nagıt ve sosis kızarttım, evlerimizden getirdiğimiz kahvaltıları masaya koyunca da mükellef bir kahvaltı oldu. 6.30'da Z'yi kaldırdım, kahvaltı yaptıktan sonra çıktık yola ve buluşma noktasına gittik. 

Önce otobüsle Tandır köyüne gidip oradan yürümeye başladık. 14 km sonra Dağküplü köyündeydik. Ben asssssla yorulmadım. Zaten ormanın içinden geçtiğimiz için ortamda aşırı keyifli bir hava vardı, üstüne bu yürüyüşü Z'yle yapınca tadından yenmez muhabbetler döndü. İddia ediyorum o yürüyüşte bizim kadar eğlenen, bizim kadar gülüp kahkaha atan bir başka kişi veya kişiler yoktu.
Yürüyüşün sonuna doğru bizi küçük bir çağlayan bekliyordu, bol bol fotoğraf çekildik.
 Yürüyüş bitti, otobüslere binildi, gidiyoruz. Sonra durdu otobüs, inecek olanlar vardı. Biz inmeyecektik. Z kafasını sola çevirdi ve bir mantıcı gördü. O an ikimizin kafasında da şimşekler çaktı, ani bir kararla otobüsten inip mantı yemeye gittik :D İlk defa dışarıda mantı yedim, yediğim en güze mantı değildi ama Tepsi Mantısını merak ettiğimiz için evdeki kızlarla toplaşıp tekrar gitmeyi düşünüyoruz. Ha bir de biz otobüsten inerken nerede indiğimiz konusunda pek bir fikrimiz yoktu :D Neyseki çok da uzakta bir yerde inmemişiz yine yürüyerek eve gittik :D


Pazar gününe gelince.
Kızlarla Müsüm filmine gitmeyi çok istiyorduk fakat sınavlardan ötürü gidememiştik. Sınavar bitince "hadi bakalım!" deyip o çok övülen filme gittik. Övüldüğü kadar varmış gerçekten. Ben yine -taş kalpliliğimden herhalde- ağlamadım ama önüm arkam sağım solum ağayan insanlarla doluydu. G zaten film başamadan hazırlamıştı peçetesini, R de öyle :D Z ağlamadı ama bi ara gözüm doldu dedi :D  Film ''Ne hayatlar var be şu dünyada!'' dedirtti. Hala vizyonda gitmediyseniz, gitmenizi şiddetle öneririm. Müslüm Gürses dinlemiyorsanız da gidin, ben dinlemiyorum ama etkilendim.


Böyle güzel ve yoğun bir haftasonu geçirdim. 14 km'nin ağrısı da cumartesi değil pazar vurdu. Bacaklarımda epey bir ağrı hissettiğim halde haftasonumun her anı keyifliydi. Hatta kızlarla karar verdik Gençlik Merkezi'nin düzenediği yürüyüşlere de katılacağız. Bu hafta cumayı bekiyoruz, kayıtlar için.



Bu yazıyı normalde hafta başında yazmıştım ama arkadaşımın bilgisayarında -belki de bloggerda- bir sıkıntı çıktığı için asla yeniden düzenleyemedim. Tek harf hatası varsa resmen o harften sonra gelen bütün cümleleri silmem gerekiyordu ve bu aşırı zahmetli bir işti. Ben de başka bir bilgisayardan yazabilmeyi bekledim, anca bugün yapabildim.  O yüzden neden  bu kadar geç yazmış diye düşünmeyin, umarım yazıdan keyif almışsınızdır. Yazıya ekleyeceğim fotoğraflar vardı fakat telefonumdan aktaramadım. Yazıyı da daha fazla bekletmemek adına paylaşıyorum ama aklımda, aktarabileceğim zaman gelip editleyeceğim.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.




10 Kasım 2018 Cumartesi

ÇOK KONULU YAZI -YURT,ARKADAŞLAR,ESKİŞEHİR VB.-





Mutfaktayım.

Mutfaktaydık. 

S'yle birlikte. 

S yurttan arkadaşım, dizi izliyorduk. Şu çooook uzun zaman önce buraya yorumunu da girdiğim Blood'u. Normalde film izleyecektik ama bir anda kararlar değişti ve dizi araştırmasına girdik. Önce yeni çıkmış dizilere baktık, bizi etkileyen bir poster göremeyince oyuncular sitesine girip beğendiğimiz oyuncuların dizilerine bakmaya başladık. Ahn Jae Hyun'u görünce dedim ki ''bence sen Blood'u seversin.'.  Başladık, sevdi. 2. bölümün bitmesine 6 dakika kala uykusu geldiği ve sabah erkenden uyanıp -4.30'da- hızlı trene binmesi gerektiği için o yatmaya gitti. Ben de kalmayı seçtim. Bu gece de uykum yok muhtemelen sabah uyanamayacağım, neyse ki uyanmamı gerektiren bir durum yok.

Peki ya ben neden kalmayı seçtim? 
Anlatmak için.
Yurt hayatımı, yemekleri-tabii öyle bir şey varsa :D- arkadaşlarımı vs. vs..


Önce yurttan başlayalım. Yurdum özel bir yurt. Yurt dediğime de bakmayın apart tarzı. Bir dairede 3 oda, her odada 2 kişi kalıyoruz. Yurdun yemekhanesi var ama ben yemek istemedim. Hem gereksiz masraf gibi geldi hem de benim saatlerime uyuşmazdı. Ben 5'te acıktıysam 5'te yemem gerekir. 6.30'a kadar bekleyemem.  Neyse ki dairenin mutfağı var. Bayağı kullanıyoruz mutfağı hatta şuan  darmadağın. Malum vize haftası milletin -ve benim de- ortalık toplamaya vakti olmuyor. Yemek yaptığımızı söyleyemem ama bilimum öğrenci dostu hazır gıda, çorba, makarna vb. itina ile pişiriliyor. 6 kızdan 5'i kendi yemeğini kendi pişiriyor. -Benim oda arkadaşım R yurdun yemekhanesinden yiyor.- 5 kişi kendi yemeğini kendi pişirince -böyle dediğime de bakmayın her odada bu işe yatkın olan bir kişi var ona düşüyor genelde :D Bizim odada ben, yan odada Z karşımdaki odada G :D- komşuda pişen bana da düşer hesabı oluyor. Çok şükür herkes iyi anlaşıyor bu yüzden hiçbir sıkıntı çıkmıyor. Hatta Z pişirdiği zaman bir şey bize yememiz konusunda oldukça ısrarcı davranıyor. Çoğu zaman en geç ve aç gelen ben olduğum için bu da benim işime geliyor :D

Yurt arkadaşlarımdan bahsedecek olursam. Önce canım tatlışım oda arkadaşım R'den başlayayım <3
Ben yurda geldikten bi' 1 saat sonra geldi. Benim yatağımın dibinde sadece orta boy bir valiz ve birkaç tane poşet varken onunkinin dibinde 2 battal boy valiz 1 orta boy valiz birkaç tane çanta ve birçok poşet vardı. Bu haliyle gözümü biraz korkuttu. Bu kadar şey getirdiğine göre biraz pimpirikli olabileceğini düşündüm. Kapıda annesiyle karşılaştığımızda kadının ''çok çalışır benim kızım, bir oturur yemek yemeyi bile unutur'' demesinden sonra da dedim ''aha, çok hassas biriyle karşı karşıyayım :(''. Neyse ki ne düşündüğüm kadar pimpirikli ne de korktuğum kadar hassas çıktı. Allah nazardan saklasın çok güzel bir arkadaşlığımız var. O da dağınık ben de, o da abur cubur seviyor ben de.. daha ne olsun? 
İngilizce öğretmenliği okuyor. 


Yan oda sakinlerimiz S ve Z'ye gelecek olursak. S turizm Z sınıf öğretmenliği okuyor. Şuan klavyesinde parmaklarımın dolaştığı bilgisayar da Z'ye ait. İkisi de çok kafa kızlar. Arada onlara gidip çekirdek çıtlıyorum, güze bir ortam var odalarında :D 

Karşımızdaki odanın sahipleri Ö ve G. Beni yurda ilk geldiğimde karşılayan G'ydi. Annem baya sevdi hatta ilk görüşte ''keşke bu kız oda arkadaşın olsaydı'' dediydi :D G de annemi çok sevmiş öyle diyor :D G hukuk okuyor. Geçen Anayasadan sınavı vardı ve hiç çalışmamıştı onunla 5'e kadar sabahladım. Ben gece uyanıklığına alıştığımdan ve o alışkın olmadığından onu ayakta tutma işi bana düştü. Hatta bir süre sonra aldım notları elime okuyup okuyup anlattım, sınavı güzel geçmiş :D 
Ö'nün varlığıyla yokluğu bir gibi benim için. O da benim gibi geç geliyor yurda. Bir de iç mimarlık okuyor, ödevi çok. Çizim masası bulduğu yerde çalışıyor. Bakın mesela bugün onu gördüysem eğer toplasanız 1 dakika etmemiştir. Ama tanıdığım kadarıyla tatlış bir kız. Arada biraz fazla atarlı oluyor sadece. Geçenlerde -sürekli dışarı çıkıyor bir şeyler almaya, birileriyle buluşmaya vs.- yurttan çıkarken takılayım dedim ''yine nereye gidiyon kız'' diye, ciddiye aldı. Annem babam bu kadar sormuyor dedi.. artık daha dikkatli davranıyorum, o kadar.

Yurt arkadaşlarım bunlar, şuan çok iyiyiz bir maşallahınızı alırım :D


Eskişehir'e gelince. Daha tanımaya fırsatım olmadı desem? Gezecek vaktim çok yok, olunca da uyuyorum yorgunluktan. Ki gezilecek yeri de yok gibi. Odun Evleri var orayı şöyle bir turladık, Porsuk Çayı'nı her gün görüyorum zaten. Bi' şatolu falan bir yer var orayı hiç görmedim. Çok fazla kafe var, kafe kafe dolaşıp yeni yerler keşfedeyim kafasında biri olmadığımdan herhalde kafelerin benim için de bir al benisi yok. Daha arkadaş ortamı da yapmadığımdan bir süre böyle devam eder gibi. Tek başıma çıkmam için daha zamanı var, tam olarak yerleşememiş gibi hissediyorum bu yüzden kafeler bekleyebilir :D.

Arkadaş ortamım yok dedim. Arkadaşım yok değil. 

-Ay ben demeyi de unuttum! Yurdum Anadolu Üni.'nin yanında haliyle yurttaki arkadaşlarımın hepsi Anadolu'dan. Ben Osmangazi için biraz yol gidiyorum, buradaki millete yolum uzun geliyor ama İstanbul'dan alışkın olduğum ve yürümek durumunda kaldığım için sorun etmiyorum. Buraya geldiğimden beri kilo almadıysam hep bu yolların sayesinde <3-


Ben herkesle konuşan bir tipim adam seçmiyorum. Ama sınıfta sezdiğim bir gruplaşma var gibi ben de herhangi bir gruba dahil değilim. Sürekli takıldığım 2 isim var B ve E. Bu kızlarla oldukça yakınım diyebilirim. -B ve E'yle ayrı ayrı takılıyorum bu arada, bir grup değiliz :D-  Hele bu kurs işine E'yle girdim. Ben gidiyorum sen de gelmek ister misin soruma olumu yanıtı gerçekten bir arkadaşlık kurmamızı sağladı. 

Bu kurslardan farkı olarak etkinliklerinde elimden geldiğince aktif olduğum AKUT öğrenci topluluğuna da katıldım. Çok güzel etkinlikleri var. İlk defa onlarla birlikte kan bağışı yaptım, kanınız 3 insana hayat oldu mesajı gelince de ne kadar doğru bir iş yaptığımı anladım.
Bir de İzcilik Kulübüne katılmıştım ama ondan atıldım :D 2 defa art arda etkinliğe katılmazsanız atıyorlarmış kulüpten :D 

Şuanlık yurt, arkadaş, kurs ve kulüp işleri böyle işte. İlerde daha güzel şeyler anlatırım inşallah. Bu anlatmak istediklerimin birinin sinyalini de şöyle vereyim.''Fotoğraflarla Eskişehir'' tadında bir yazı yazmak istiyorum. Gezilecek yerleri, önerebileceğim mekanları vesaire içeren. Şuan çok müsait değilim ama daha bir sürü vakit geçireceğim burada Allah ömür verirse. Bekleyin yani :D

Neyseciğim, yine çok şişirdim kafanızı. Saat de olmuş -3.48-. ben artık yatayım. *yatamadı*
Hayırı geceler.


7 Kasım 2018 Çarşamba

OLANLAR VE OLAMAYANLAR HAKKINDA





         Üniversiteye başlamadan önce hayallerim vardı. Yaz tatilinde kazandığım parayla kendime bir dizüstü bilgisayar alacaktım, bloggerda hiç olmadığım kadar aktif olup bloğumu bir güzel adam edecektim ama maddi durumumuz buna izin vermedi.. Çok mutsuzum bu konuda, hem de baya.. 

Bu yıl hiçbir planım istediğim gibi sonuçlanmadı zaten, bu yüzden yeni bir karar aldım mesela: Uzun ya da kısa vadeli hiçbir plan yapma hayatında!!

Tabii insan ister istemez plan yapıyor ama bunu minimuma indirmeye çalışıyorum ben, öncelikle uzun vadeli planlar yapmıyorum, mesela üniversiteden mezun olunca ne yapmayı planlıyorsun sorusuna şöyle cevap veriyorum ''aklımda bir taslak var ama o zamana bir gelmem lazım'' çünkü bu yaz birçok hayal kırıklığı yaşadım planlar konusunda. 

Ayrıca blogger olup, bol bol boş zamana sahip olup bir bilgisayarının olmaması çok kötüymüş insanın. Vizelere kadar (bu hafta perşembe başlıyor benim için) okulun ya da derslerin beni zorlayan hiçbir tarafı yoktu ama yazmak için bir bilgisayarım da yoktu, içimde çok şey birikti size anlatmak istediğim. 

Mesela işaret dili kursuna yazıldığımı size o gün haber vermek isterdim, hayatımda öğrenmeyi en çok istediğim şeylerden biri için adım attığımı, sevincimi sizinle o gün paylaşmak isterdim. Ya da kara kalem kursuna yazıldığımı, resim çizmeye, kitap okumaya yeniden başladığımı söylemeyi; okuduğum kitapları, dinlediğim grupları/dinlemeye yeni başladığım grupları, Eskişehir'in yollarının benim için ne kadar kısa olduğunu size anlatmayı..

Sizlerin yazdıklarını günü gününe okumayı, yorum yapmayı, etkinliklere katılmayı, mimleri takip etmeyi çok özledim. Telefonum da iyice hasta adam moduna girdiği için bu tarz işleri bile yapamıyorum, isteklerim konusunda çok sıkıntı çekiyorum.

Üniversitede yapmak istediğim çok şey vardı. Artık kendi başıma olacağım için, kendi paramı kendim yöneteceğim için bol bol kitap alacaktım çünkü ''çok kitap alıyorsun, alma.'' diyecek annem benden kilometrelerce uzakta olacaktı ama üniversiteye başladığım 1 buçuk ay içinde alabildiğim -roman türünde- tek kitap John Steinbeck'in ''Fareler Ve İnsanlar''ı oldu, şuanlık yanımda getirdiğim kitaplarla idare ediyorum. 

Sonra bol bol film izleyecektim. Yurdun interneti o kadar kötü ki  kanser olmadan assssla bir diziyi-filmi bitiremiyorsunuz. Sonracığıma bilgisayarım olmadığı için telefondan -ki benimki iyice ölüyorken- izlemek.. Daha dün telefon siteyi kapatıp durduğu için bir filmi yarıda bırakmak zorunda kaldım, inanın içim yanıyor.

Telefonumda yer sıkıntısı olduğu için müzik dinlemek de çok zor, telefonuma şarkı indiremiyorum bu yüzden internetten açmam gerekiyor ki internetim de çok yavaş, hayat bana karşı arkadaşlar... Bir mp3 almak istiyordum ama bu parasal imkanlarla bu isteği biraz daha ileri bir tarihe itelemem gerekecek. 

Üni'nin ilk ayı parasal konularda boğulduğum bir ay olunca paramı temkinli harcamaya başladım, kitap alamamamın en büyük nedeni de buydu zaten. Eskişehir'e resmen hiçbir şeyim olmadan geldim bunların harcaması + hocaların aldırdıkları beni maddi olarak batırdı . Daha ilk aylar olduğu için normal olduğunu biliyorum ama hocaların alın dediği alamadığım daha bir sürü kitabı, dergisi olunca kendi istediklerimi almayı sürekli ertelemek zorunda kalıyorum bu da beni oldukça üzüyor. KYK'dan burs/kredi almaya başlayınca rahatlarım muhtemelen ama o gün gelene kadar sıkmam lazım dişimi.

Bölümümle ilgili bir sıkıntım yok, arada bu bölümü bile isteye gelenlerle konuşunca ''ne işim var benim burada'' demiyor değilim ama. 
Öğretmen olmak istemiyorum fakat ısrarla eğitim dersleri alıyorum haliyle derslerde biraz sıkılıyorum ve çok aktif olamıyorum ama gün geçtikçe alışırım herhalde sonuçta pişman değilim. Hatta psikolojiye giriş dersini epey benimsedim ve hocasını tanıdığıma oldukça memnunum bana çok şey katacak gibi hissediyorum.

Şuan yurt arkadaşlarımdan birinin notebookundan yazıyorum, internete bağlanamadığı için çıkarmamış 1 ay boyunca, bi' gün lazım olunca getirdi baksanıza diye, hallettik. Onun kullanmadığı vakitlerde kullanabilirim notebook'unu, bu benim için güzel haber. Ara ara da olsa bloğa yazma fırsatı yakalayabileceğim yani. 

Şu saatte -04.48- aklıma gelenler bu kadar. Zaten yatmam da gerek, şu vize haftasında ders çalışacağım diye uyku düzenim at üst oldu, sınavlar başlamadan normal duruma sokmam lazım ki sınav esnasında uyuya kalmayayım. 

Kendinize iyi bakın.


3 Eylül 2018 Pazartesi

YORGUNUM YAZAMIYORUM, ÜNİVERSİTE TERCİHLERİMİN SONUCU



Şu sıralar o kadar yorgunum ki anlatamam.

Hele şu son 1 haftadır bırakın bilgisayarın başına geçmeye saçımı kaşımaya vaktim olmadı. Çünkü çalışıyorum.

Çalıştığım yer vardiyalı, 1 hafta, sabah 8 akşam 4; 1 hafta, akşam 4 gece 12.

Ben bu hafta 3 gün boyunca (çarşamba, perşembe ve cuma) çift vardiya çalıştım. Kalan 2 günde de (pazartesi, salı) yorgundum, temizliktir odur budur işleriyle ilgilendim. Cumartesi de işten gelir gelmez attım yatağıma kendimi (4te çıktım) pazar gününün şu saatine kadar da bu hafta kaçırdıklarımı yakalamaya çalıştım (dizilerimi izledim, müziklerimi dinledim falan fistan).

Bilgisayarıma oturma nedenim de güzel bir iş içindi, bu güzel işi sizlerle de paylaşmak istedim.

Az önce Eskişehir Osmangazi Üniversitesine e-devletten kaydımı yaptımmmm. Bölüm: PDR.

Evet hukuk olmadı hatta hukuğu birkaç binle kaçırdım ama içimde küçük bir kırıklıktan başka bir şey yok.  Sonuçtan mutluyum, olabilecek en iyi yer geldi benim için.

Çok heyecanlı olduğumu söyleyemeyeceğim ama güzel hissediyorum, sonunda üniversiteli olacağım :D



13 Ağustos 2018 Pazartesi

BİTTİ



Çok şükür sonunda tercih stresi bittttttttttttttttiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii

şimdi bakalım hangisi gelecek diye streslenmekte :D

Şaka şaka :D ne çıkarsa çıksın üzülmeyeceğimi düşündüğüm bir liste yaptım (son tercih dışında, o sırf garanti olsun diye yazdığım bir okul, hocam oraya kadar gelmez de sen yaz dedi diye yazdım ) bir de siz bakın bakalım yarına kadar değiştirebilme imkanım var, yarın tercihler için son gün.



nası olmuş?

7 Ağustos 2018 Salı

DÜNYANIN EN ZOR İŞİ TERCİH YAPMAKMIŞ



Geçenlerde tercih listesi hazırlamak için 3 saat PC başında durdum. Hazırlayabildim mi? HAYIR.

Kararsız bir insan kesinlikle değilim, hatta aldığım kararları hızlı ve net bir şekilde almayı severim ama bu üniversite işi gözümde o kadar büyümüş olacak ki yazacağım üniversite hakkında en küçük eleştiri ''acaba yazmasam mı?'' şekline bürünüyor.

O 3 saat içinde ne yaptınız derseniz, 3 tane üniversite yazdım. Bunlar da gelmeyeceğinden emin olduğum hukuklar. 

 1- 19 Mayıs Üni. (Samsun)
2- Necmettin Erbakan Üni. (Konya)
3 Atatürk Üni. (Erzurum)

Altına psikoloji yazacağım, bunun için okulları araştırmaya başladığımda sonucun hüsran olacağını bilmiyordum açıkçası. Aklımda 3-5 tane sıralamama yakın üniversite yazmak vardı ama okulları araştırmaya başlayınca bunu hocalara bırakma kararı aldım. Zaten hocalarla yapacaktım nihai tercih listesini ama müdür yardımcılarından biri kendine bir tercih listesi hazırla biz burada düzeltmeleri yapalım vs. deyince kalkıştım zaten bu işe. 
,

Neyse, sonuç olarak psikoloji için herhangi bir okula yazamadım :( Var mı öneriniz?

Sıra geldi PDR. Muhtemelen gelecek olan bölüm PDR olacağından gerçekten okulları ince eleyip sık dokudum desem ve bu yüzden de hiçbir yer yazamadım desem :D 

Aklımda sadece 2 okul var PDR için. Biri Giresun üni. diğeri Kastamonu üni. 

Neden diye sorarsanız eğer, en yakın arkadaşımın yakın arkadaşlarından biri orada okuyor (PDR) onunla biraz konuştum ve önerebileceğini söyledi, Giresun hakkında bazı şeyleri göze alabilirsem :D 
Kastamonu da yine bu arkadaşımın ablasının okuduğu (İktisat)  üni. ve baya övdü :D

Bunlar dışında yine aklımda hiçbir yer yok :D

Gördüğünüz gibi il sınırlamam yok. Bu yüzden sizden okul konusunda öneri bekliyorum. 60kdayım. Uzmanlar geçen senenin 40ksına denk geldiğini söylüyor. 

Şu zamanı bir atlatsak da kurtulsak yav. Bir de benim gibi tercih derdiyle uğraşanlara Allah sabır versin. Hepimize kolay gelsin.


3 Ağustos 2018 Cuma

ÜNİVERSİTE SINAVI, TERCİHLER



Geçen sene mezuna kalmıştım. 100bin'deydim ve sınavımdan asla memnun değildim (sınav esnasında tuvaletim gelmişti, lysde edebiyat bittikten sonra coğrafya çözmem gereken yerde edebiyat sınavını düşünüyordum hala vs. vs.) , şansımı zorlamak istemiştim.

2-3 gün önce bu sene girdiğim sınavın sonuçları açıklandı. 60bindeyim (sınavdan önce sorsanız en kötü 40binde olurum derdim sınavdan çıktıktan sonra en iyi 80bin dedim o yüzden şuan 60bin benim için iyi geliyor) 

Hukuk hayalime bu şekilde  muhtemelen veda etmiş oldum. Yine de tercihlerimde yer alacak içimde kalmasın. Psikoloji de tercihlerimde yer alacak, her ne kadar o da tutmayacak olsa da. 

Bu kısımdan sonra size danışmak istediğim birkaç şey var.

Bunların altına PDR yazacağım muhtemelen ama asssssla rehberlikçi olmak istemiyorum, açıkçası herhangi bir öğretmen olmak istemiyorum, dün pdr okuyan biriyle konuştum yüksek lisans yaparak klinik psikolog olabilirsin dedi sizce ne derece mantıklı olur? Hangi bölümü okursam okuyayım yüksek lisans hayalim var ama pdrden psikoloji fazla zor bir ihtimal mi? 

bir de

Kamu yönetimi yazmak istiyorum (dili olan bir okulda, ingilizce, almanca vs fark etmez ama tercihim ingilizce değil de başka bir dilde eğitim veren bir okul olması, ingilizce Allah'ın emri artık onu her şekilde öğreneceğiz bu yüzden okulda başka bir dil öğrenmek bana daha faydalı olur gibi geliyor) ama 2 şekilde kamu var. Birincisi Kamu Yönetimi ve Uluslararası ilişkiler ikincisi de Kamu yönetimi ve Siyasi bilimler. Aklımda yazacak birkaç okul var ve bu okullardan hangisini yazarsam üsttekilerin tutmayacağı durumda bunlardan biri gelecek. Sizce hangisini yazmam daha faydalı olur? Kamu ve Uluslararası mı, Kamu ve Siyasi Bilimler mi?

Benim habersiz olduğum, bunda  kendini geliştirebilirsin dediğiniz bölüm veya bak bu okul iyi şusu şusu var dediğiniz okul varsa öneriye kesinlikle açığım umarım beni aydınlatırsınz, teşekkürler.