11 Nisan 2017 Salı

EN SEVDİĞİM 3 MARKA SORUSUNA CEVABI OLMAYAN YAZI?



Selamlarrrrrr :D

En son 11 ay önce yaptığım bir şeyle geldim size! Sevgili Deep beni mimlemiş, iyi de etmiş. 11 ay. Bayağı olmuş vay be!!

Mimin konusu ''En sevdiğimiz 3 marka''. (Sevgili Deep'in yazısı.)

Ben öyle marka takıntısı olan biri değilim hatta alış-verişten de hiç hoşlanmam bu yüzden pek ''şuna ihtiyacım var'' deyip mağaza mağaza dolandığım olmaz.
...

Şimdi elbisede sevdiğim bir marka var mı diye düşünüyorum.. evden çıkmadığım için elbise almıyorum.. alırsam da giriyorum bir mağazaya işime hangisi uygun gelirse alıp çıkıyorum. Hatta elbise alırken büyük mağazalara girmem ben. Hem pahalı oluyorlar hem de hemen hemen herkesin giydiği şeyler oluyor, pişti değil de moda olan şeyleri giymeyi sevmiyorum. Bu mağazaların sattıkları ürünler de genelde patlama falan oluyor.. bir ara herkesde şu fosfor pembe püsküllü montlar vardı görmekten bıktığım.


işte bu, günde 3 kez farklı kişinin üstünde görünce soğuyorsun ki pembeyi de hiç sevmem

Sonraaa pantolon.. eskiden kot giyerdim ama artık giymiyorum, pantolona dair aldığım tek şey siyah, kumaşı hakkında fikrim olmayan pantolon (neden artık kot giymiyorum tek fikrim yok belki okulda siyah pantolon giydiğim içindir) hem rahat hem her yere giyinilebilidiği için işlevsel. Yani pantolonda da bir marka seçmiyorum. Mavinin kotları güzel ama benim şuanlık bütçem için epey pahalı belki üniversitede alırım (üniversitede part-time çalışmayı düşünüyorum da :D ).

Ama kırtasiye malzemelerinde Faber-Castell'dir en sevdiğim marka. Hem kaliteli hem renkleri falan çok güzel hatta bittiğim bir kalemleri var ennnn bi' sevdiğim. Arkadaşım yıl başında almıştı, kaybettim :( hem manevi hem çokkk sevdiğim bir model olduğu için kaybettiğimde aşırı üzülmüştüm.. 


İşte bu kalemler.. Benimki fosfor pembesi olandı :D (Pembeyi sevmiyorum deyip pembe kalem kullanmak :D, Arkadaşım kırmızı bulamayınca pembe almış :D))

Bu pek ''en sevdiğin 3 marka'' olmadı ama olsundu :D 

Sizin en sevdiğiniz 3 marka nedir? Mimi yapmak isteyenler mimlendi!!!!




3 Nisan 2017 Pazartesi

MEZUNİYETİMSİ ''ANNEEEE MEZUN OLUYORUM BİLDİĞİN''




Saat 12.36 
(öğlen değil, gece. Ben daha kolay olduğu için 12'lik saat dilimini kullanıyorum)

Ben de bu saatte annemin ''yat artık''larına karşı dimdik ayakta, bilgisayarın başındayım.

Bilgisayara başka bir şey için oturmuştum, mezuniyet için dj'in çalacağı müzikleri seçmemiz lazım biraz fikir edineyim diye. Bu sabah müzik dersinde Barış Manço dinledik de ben de mezuniyette bir tane Barış Manço şarkısı güzel olur diye düşündüm. 

Yaz Dostumla başladım, Gülpembe'yle devam ettim en sonunda birkaç şarkısını daha dinledikten sonra bu şarkının ''Arkadaşım Eşek'' olmasına karar verdim :D Kızlara da sordum ''olur yaa, güzel olur'' dediler.  Hemen herkesin bildiği bir şarkı, bence mezuniyette bu şarkıya eşlik de edebiliriz. Güzel olur güzel :D

Biraz integral çalışayım dedim yarın sınav var falan diye ama kızlarla muhabbet bir açıldı ki bütün isteğim kaçtı (kaçmak için yer arayan ah o heves..) şuan tek yapmak istediğim bloğa yazı yazmak -hazır kardeşim uyuyorken- :D Bir de kızlarla dedikodumuza devam etmek.

Bu benim ''bugün değil'' diyen ders çalışma hevesim

Ama bu dedikodunun içeriğinden size de bahsetmek istiyorum. Şimdik bizim sınıfın mezuniyet görevlisi benim. İşte rehberlikçilerimiz ve bir matematik öğretmenimiz organize ediyor bu mezuniyeti. Bir şeylerde değişiklik , sınıflara duyurulması gereken ayrıntılar olursa sınıf temsilcilerini çağırıyor, anlatıyor biz de gereken neyse yapıyoruz. Aslında zor değil, tabii her şey üst üste binmeseydi..

Bizden yılın başından beri 4 adet çocukluk fotoğrafı istiyorlar, hani aklımızda ama sürekli bir koşuşturmaca içindeyiz o da koşuşturmayı fırsat biliyor sürekli kaçıp kaçıp duruyor. Geri geldiğinde de şu işe bakın ki ben yatakta oluyorum.. tam uyumak için kafamı yastığa koymuşken.. Şimdi Allah aşkına kim yeni ısıtmış olduğu yataktan kalkar da fotoğraf aramaya koyulur ki? Ben koyulmam. E bizim sınıf da maşallah vurdum duymazlar hanı gibi kafalarına kakmadıkça yapmıyorlar bir şeyi -sorry my best frends ama siz de onlardansınız- (not: okuldaki bazı arkadaşlarımın bloğumdan haberi var ama neymiş ne değilmiş bilmiyorlar, okumuyorlar yani bunu boşuna dedim ama olsun).
 E mezuniyete de az kaldı, geçen hafta cuma hoca çağırdı (neyse ki tek değilmişim :D diğer sınıflar da tam halletmemiş :D ) ''işte fotoğraflar artık gelsin, sizin sınıf yürürken çalınacak olan şarkı belirlensin bir de 5 tane dj'in çalması için şarkı seçin'' dedi. Cuma günü bağıra bağıra (accık mübala yaptım ama accık) anlattım durumu. ''İşet şöyle ekran gelicek, böyle kamera gelicek bakın getirmezseniz ekran bomboş olcak bizim sıramızda, pazartesi kesin getirin.'' Tabii ki gelmedi bugün o fotoğraflar.. ama en azından bir şey becerdik. Yürürken çalınacak şarkıyı ''güç bela'' seçtik. Ed Sheeran- Shape Of You oldu (benim çok sevdiğim bir şarkı ama yürürken?? pek içime sinmedi sanki öneriniz olursa belirtmekten çekinmeyin lütfen. Size ihtiyacım var şu durumda)


Müzik şeyleri bu kadar, geriye bi fotoğraf meselesi kaldı. Yarın teslim (gerçi artık bugün oldu saat 01.15) etmem lazım fotoğrafları. Onu da bildiğin sınıftakilerden söke söke aldım. 
Ben sınıfımdan pek haz etmiyorum da, o yüzden numaralarını alma gereği duymuyordum. Ne kadar az iletişim o kadar iyi. Ama bugün değil. Gittim hepsinden numaralarını aldım, kendi numaramı verdim :'( bir de 12'ye kadar yollamazsanız spamlarım haberiniz olsun dedim. Hani belki benim mesaj atmamı istemezler diye?? Saat 8 olmuş baktım 1 kişi atmıyor. Ben bunları düşünürken sınıftan bir kız attı. Bekledim diğerleri de atar şimdi diye, yok atmadılar.. Mesaiye biraz erken başlayıp sırayla mesaj attım ''fotoğrafları unutma'' diye. Yarım saat içinde biri yolladı biri de ''birazdan'' deyip biraz daha geçe salladı. işte 2. 3. mesajları attım falan derken zorla aldım fotoğrafları :D Telefonumda ''Sınıftakilerin çocukluk fotoğrafları'' diye bir dosya var.. bir de onlar karışmasın diye onun içine de tek tek şahsi dosyalar açtım :P  

İşte böyle, adamların hayrına olan şeyi bile zorla yapıyoruz.. 

Bir de değerlendirme yapayım bakalım durum neymiş:

Yürüyüş müziği işi (TİK)
5 adet şarkı (ÇEYREK TİK, sadece 2 tanesini seçebildik)
Fotoğraflar (TİK AMA TAM DEĞİL, göndermesi gereken 1 kişi kaldı)

Bitti sayılır. Yalnız bu şarkı seçme işi ne zormuş yaa, hem herkesin okey vermesi gerekiyor hem de herkes kendi sevdiği şeyi dinlemek istiyor :/ 

Başka ney diyecektim ben sizeeeee?? Heh!!

Şu sınıfta ne kadar haz duymadığım insan varsa bebekken tatlışlarmış :'D Sınıfımızın en vukuatlı oğlanı bile bebekken masummuş. Hakikatten en masum olduğumuz zaman bebekliğimiz değil mi? Günah yok, sorun yok, düşünülmesi gereken dertler yok.. Büyüdüğüm için üzülmüyorum ama onları gördükçe bi' ''çocuk olmak vardı be'' demiyor değilim (ama ben de çocukken büyümek için gün sayanlardandım). He ben bunu 18 (gerçi daha 2 ay var :D) yaşımdayken söylüyorum Normal mi büyüklerim??


Son bir şey daha konuyla tamamen alakasız ama demezsem içimde kalır :P
Her yerde çöp kutuları varken bizim elimizdeki çöpü boş bulduğumuz her alana atma huyu ne olacak? Geçen otobüsteyim, müzik dinliyorum bir yandan da dışarıyı izliyorum. 20 yaşından büyük 30 yaşından küçük olduğunu tahmin ettiğim koca adam (bu arada sakallar buraya kadar -göğüs hizasını gösterir-) elindeki şişeyi salladığı gibi boş bir arsaya salladı??? Hem de 10 adım yürüse koca çöp konteynerına atabilirdi ki 10 adım bile yoktur.. Ben o kadar rahatsız oldum ki anlatamam. Hani çok dikkat etmezdim bu kadar ama 5-10 adım sonra çöp var, göre bile neden yere atarsın ki çöpü? 2 saniye elinde taşımaya üşenmiş olamaz ya? Uyuz oldum cidden, düzeltmemiz lazım şu tuhaf huyları. Kendi adım için de konuşuyorum..

Hayırlı geceler efenim.


Saat 02.00 oldu sabah böyle olacağım..

26 Mart 2017 Pazar

YGS'DE TUVALETİM GELDİ!! :( LYS'YE BAŞLAMAK???




Aslında bu yazıyı çoook önce tam olarak YGS'nin hemen ardından yazacaktım ama o ve bu gibi nedenlerden dolayı bir türlü yazamadım. Ve bilgisayara da oturamadım (sevgili kardeşim<3) şimdi saat 11 ve o uyuyor, babamı da ders çalışacağım deyip kaldırdım (arka planda limit anlatıyor hoca şuan bildiğim konular olduğu için gerekmiyor bakmak uwejrfnc) 

KENDİME BİR BİLGİSAYAR ALMAM LAZIM

Neyse bu bahaneler faslına bir son vereyim de asıl anlatmak istediğime geçeyim...

Şimdi ben YGS'ye öyle yada böyle hazırlandım, kaydımı yaptırdım, okul belirlendi, sınav günü bulmakta zorlanmayalım diye teeee 1 hafta öncesinden gittik falan ama bende zerre stres, zerre heyecan yok. Olan olacak, ben çalışabildiğimi çalıştım kafasındayım. Sınav günü de geldi yine aynı rahatlık aynı stressizlik. İşte annemle okula gittik -aslında babam gelecekti benimle ama ben istemedim, babam ''aman stres olma, biz yanındayız'' falan diyerek aslında beni rahatlattığını düşünen ama stressizlik halinden çıkıp streslenmemi sağlayan biri..- neyse okula gittik apar topar bizi okula aldılar alırken de şööööyle bir arayıp içeri soktular. Ben -akıllı ben- elimdeki kağıtta yazan sınıf no'yu yanlış anlamış çıkmam gerekenden 1 kat fazla çıkmışım falan, bunlar küçük ayrıntılar...
En sonunda sınıfımı buldum oradaki görevli hoca yerimi gösterdi oturacaktım ki aklımda ''tuvalete git sodaaa, tuvalete gittt'' diyen bir ses duydum ve o sese kulak verip tuvalete gittim. Tuvalet gayet temizdi - bu arada ilkokuldu benim sınava girdiğim okul tuvaleti beklediğimden büyüktü kdfjna- ama su yoktu!! neyse dedim girdim, çıktım, sınıfıma geri döndüm. Görevli hocalar bir şeyler anlattı ben de dinledim, kitapçıklar ve optikler dağıtıldı (sanki fazla ayrıntıya giriyorum :/) yine bende tık yok, arada bir sağıma soluma bakıyorum. 


Bu arada gördüğüm tipler: En az 2 çocuğu olduğunu tahmin ettiğim bir kadın, sakalları maşallah denecek kadar uzun olan bir ağbey, benimle yaşıt olan ve ilk defa sınava gireceği belli olan öğrenciler vs...

Sınav görevlisi kitapçığı kontrol etmemizi söyledi tabii sayfaları kontrol ederken sorulara da gözüm kayıyor. Coğrafya hocamız bize haritaları ezberlemenin önemini anlatırken ''sınav başlamadan kitapçığı kontrol edeceksiniz, coğrafyaya gelip harita gördüğünüzde korkacak mısınız, sevinecek misiniz onu şimdi bu haritaları ezberleyip ezberlememeniz belirleyecek'' demişti, ben harita görünce sevindim :D


Türkçenin ilk birkaç sayfayı rahatlıkla yaptım sonradan boş bırakmaya başladım TR bittiğinde yaklaşık 5-6 boşum vardı. Sosyale gelince aşşırı rahatladım çünkü çok kolay geldi özellikle tarih, coğrafya ondan bir tık daha zordu ama felsefe.. 4 bilgi sorusu?? Ve benim bilmediğim... Din de bile boşum var.. matematiğe geldim ilk soru çok basit, yaparım biliyorum ama bir türlü yapamadım, çıkmıyor cevap o soruyla uğraşırken tuvaletim geldi. Nedendir bilmiyorum -çok affedersiniz- benim tuvaletim geldiği gibi sıkışıyorum. Hani normalde tuvaletiniz gelir bir süre sonra sıkışırsınız ya bende öyle olmuyor işte. Geldiği gibi sıkışmaya başlıyorum. Herhangi bir hastalığım mı var bilmiyorum.. neyse..

Böylece sınavla cebelleşme aşamasına geçtim. Matematiğe hiç bir şekilde konsantre olamadım, soruları okuyamıyorum.. Dedim soda sakinleş, sakin ol.. durdum, kitapçığı falan kapattım - gözlerimi de- kendimi sakinleştirmeye çalıştım.30 saniye falan sanki hiç tuvaletim gelmemiş gibi oldu tabi 30 saniye sonra yine sıkışmaya başladım.. En az 3 soruyu ''aaaah yeter artık daha uğraşamayacağım;'' deyip çözmekten vazgeçtim. geometride yapabileceğim en az 6 soru vardı, diyorum ben bunları yaparım ama yok! çıkmıyor, düşünemiyorum bildiğin.. dedim diğer derslerdeki boşlara bakayım YOK ABİ ÇIKMIYOR. öylesine işaretledim boşları artık doğrumuduuuur yanlışmıdır Allah bilir...


Son artık dayanamayacak gibi oldum ''bana ne be, sınavına falan başlarım! gidiyorum ben'' dedim kalktım ayağa, kalkamazsın(çıkamazsın) dediler :'( kalan zamanımı da kendimi tutmakla geçirdim..

Ne oldu nasıl oldu bilmiyorum.. su içmedim.. sulu bir şey yemedim.. tuvalete de gittim??
Çok kötü geçmedi ama beklediğim kadar da iyi geçmedi, bakalım sonuçlar nasıl gelecek? 2 gün sonra açıklanıyor..

Evet yine neyse diyor ve önümüzdeki maçlara bakıyoruz :D Yani LYS.

LYS'ye başladım hemen sınavdan sonra. Ama hala başlamış gibi de hissetmiyorum çünkü soru çözemiyorum :( Bakalım ilerideki zamanlarda ne olacak. Ne olursa olsun Hayırlısı olsun ama.


-11'de başladığım yazıyı 6'da bitirmek.. kardeşim uyandı da :'( az önce arkadaşlarıyla buluşmaya çıktı ben de hemen kaptım :D-

9 Kasım 2016 Çarşamba

UZUN ZAMAN OLMUŞ BEH!!






Sevgili okuyucular;

12. sınıf olmak zormuş be :'(


Uzun, çok uzuuuuuun zamandan beri ilk defa oturdum bilgisayarın başına. Misafir geldi, ders çalışamıyorum haliyle, küçük kuzenlerime bilgisayardan Pepe açmıştım onlar kalkınca bana kaldı. Amacım misafirler gitmeden yazıyı yazıp yayınlamak çünkü onlar kalkınca direk odama gidip matematik çözmem lazım :'(

Şu sıralar oldukça yorgun ve uykusuzum. Şuan dinlediğim GOT7- Just Right bile beni kendime getiremiyor. Haftanın 6 günü okuldayım (dershaneye değil okulun verdiği kursa gidiyorum). Sabah 5.30'da uyanıp 6 da yatağımdan çıkıyorum (bahsetmiş olmam lazım yataktan çıkmak için yatakta kendime vakit ayırıp kendimi hazırlamam gerekiyor kdfvnc), yarım saatte hazırlanıp 6.30 da evden çıkıyor 6.35-40 gibi otobüse biniyorum. Akşam da en erken 18.30'da eve geliyorum. Kendi anne babamı bile görmeye vaktim olmuyor :'(

Çok yoruluyorum ama yeterince çalışmadığımı düşünüyorum, stresli hissetmiyorum ama her sınav düşüncesi aklıma geldiğinde bir gün sonra yüzümden fırtlayacak sivilcelerin kıpraştığını hissediyorm :(

Birkaç gündür otobüste sevdiğim blogları tekrar okumaya başladım, kendimi blogdan çok uzak tuttuğumu düşünüp sevdiklerimi bir yoklayayım dedim. Bugün de fırsat bulur bulmaz başladım yazmaya zaten.
Yazmaya yazmaya paslanmışım, kuzenler de kıpraşmaya başladı kalkarlar yakında. Bir sonraki yazıya kadar görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.

4 Eylül 2016 Pazar

İYİKİ DOĞDUN MAKIYAĞĞĞ!!




Selamlarrrrr!!
Geldim çünkü bugün GOT7 Mark'ın doğum günü!!

Benim sevgili ponçiğimin doğum günü :')


İYİKİ DOĞDUN MARK!!

Mark 24 yaşına girdi. Onu tanıdığımda 21 ya da 22 yaşındaydı sanırım, ne çabuk geçiyor günler.. İlk tanımaya başladığımda sessiz ama sevimli diye düşünmüştüm, sesinin çekici olduğunu yazmışım günlüğüme. Bir de dansından ''fantastik'' diye bahsetmişim. Şuan 24 yaşına girdi ama hala sessiz ve sevimli geliyor bana. Taklaları da hala fantastik.

24 yaşına girdi bizim koca bebeğimiz, çakma maknaemiz!! Artık daha bir erkeksi sanki, daha bir çekici sesi. Yüzü güzel, kalbi güzel insan. Fiziği de kadınları kıskandıracak kadar güzel olan Markımız! tekrar iyiki doğdun!!


GOT7 TURKEY #Got7BiasımNesneOlsa diye bir tag başlatmıştı cuma günü. Benim got7 biasım olmadığı için hepsi için yapmıştım. Mark için ''kulaklığım'' olurdu dedim. Kulaklığım benim liseye başladığımdan beri en değer verdiğim eşyam. Bir yere giderken yanıma almamın dışında evde de hep yanımda , masamın üzerinde ya da baş ucumdadır. Kaçmak istediğim zamanlar oluyor bazen, masada otururken ders çalışır olurum ve arada dersler sınavlar konusunda endişelerim olur onlardan kaçmak istediğim zamanlar kulaklığıma sığınırım, müzik dinler ve bu endişelerimden uzaklaşırım. Geceleri bazen uyumakta zorlandığım, korktuğum zamanlar olur bunları kulaklıkla müzik dinlerken unuturum ve anlamadan uyuya kalırım. Mark da benim için öyle. Kaçmak istediğim zamanlarda, endişelendiğim anlarda sadece bir fotoğrafla bunlardan uzaklaştırabilir beni.

 Çoook uzun ve mutlu bir hayat yaşa makıyağğğ


5 Ağustos 2016 Cuma

3 ADET OSTUNUZ VAR #2



MERHABALAAAAR!!

Nerdeyse 1 buçuk aydır buralara uğramadığımın farkındayım, ne takip ettiğim blogları okuyabildim(T.T) ne kendim yazabildim. Normal öğrencilerin yaz tatilinde daha fazla zamanı olur ama benim olmuyor nedense.

Aslında işe girdiğimden dolayı boşladım buraları. Geçen sene de çalışmıştım ama o tam zamanlı bir işti ve eve gelince fazla yorgun yada uykulu olmuyordum, bu sene çalıştığım yerde vardiyalı çalışıyorum. 3 vardiya var.
Sabah vardiyası sabah 8'le akşam 4 arası. Eve geldiğimde yatana kadar bi 6 saatim oluyor ama aynı zamanda ders çalışmam da gerekiyor bu yüzden bilgisayara oturmuyorum ki istesem de oturamıyorum çünkü kardeşim var..
Akşam vardiyası akşam 4'le gece 12 arası. Eve işten çıkınca 12 buçuk 1 gibi geldiğimden dolayı sabah bazen geç kalkıyorum, ama sabah 9-10 gibi kalktığım zamanlar da oluyor o zamanlarda temizlik memizlik derken vakit ayıramıyorum.. ama artık ayırmaya çalışacağım çünkü gerçekten çok boşladım burayı.
Son olarak gece vardiyası. Gece 12' de başlayıp sabah 8'de bitiyor. Bu vardiyada hiçbir şey yapmıyorum. Sabah tek yaptığım şey uyumak çünkü uyumazsam gece çalışamam..

İşte benim yaz tatilimde böyle geçiyor yapacak bir şey yok. Neyse asıl konuya geçeyim. Hatırlarsanız daha önceden 3 ADET OSTUNUZ VAR adında bir yazı yazmıştım bu onun ikinci partı. Peki.. o zaman geçiyorum.

XIUMIN- YOU  ARE THE ONE

Bu ost Xiumin'in de yer aldığı Falling For Challange dizisinin ostu. Bir mini dizi, basit, güzel bir dizi zamanınız varsa bir bakın derim. Bu ostu diziyi izlediğim sıralarda bol bol dinlemiştim, hala da dinlerim. Ayrıca EXO'dan hem kişilik hem vokal olarak en sevdiğim üye Xiumin olduğundan onun sesini bol bol dinleyebileceğim bir şarkıya ihtiyacım vardı,bu ostu seslendirmesi çok da güzel oldu benim için.


Bu şarkı nedense dinlerken beni mutlu ediyor, melodisi olsun sözleri olsun insanı ferahlatıyor. SM de kanalına yüklerken bir MV yapmış da yüklemiş, hoş olmuş..

D.O- SCREAM/ CRYING OUT

Evet yine bir EXO üyesiyle birlikteyiz. Bu yazının ilk partında da Baekhyun vardı :D
D.O'nun sesinden falan bahsetmeme hiç gerek yok herhalde gerçekten efsane bir sesi var.

 Bu ost da D.O'nun yer aldığı Cart filminden. Filmi izleyin, gerçekten izleyin çok güzel bir film. OST'u dinleye dinleye çürüttüm. Bir günde ard arda defalarca dinlediğimi biliyorum, uyurken dinliyorum, otobüs beklerken dinliyorum, ders çalışırken dinliyorum her yerde dinliyorum bıkmadım :D Şarkının hepsini ezberledim ki ben kolay kolay bütün bir şarkıyı ezberleyen bir insan değilim. Sözleri de çok güzel. Film'in temasına çok yakışmış. 

Buyurun o OST;


JO BOK RAE- GO AHEAD, CRY

Ya bu ost.. kaç defa dinlersem dinleyeyim sıkılmam. Bir kere Jo Bok Rae'nin sesi o kadar güzel uymuş ki, bu ostun birkaç versiyonu var dizi içerisinde bir hikayeye sahip olduğu için ama benim en sevdiğim versiyon jo bok rae'nin tek başına söylediği olan. -Bu yazıyı yazarken bile 4 defa dinledim ve büyük ihtimal bir kez daha dinleyeceğim.- 

OST Entertainer'in ostu, dizi hakkında bilgi edinmek için buradaki yazıyı okuyabilirsiniz, benim sevdiğim dizilerden olmuştu tavsiye ederim. 

Neyse ost'a döneyim. Dizide ostun bir hikayesi var o yüzden çok girmek istemiyorum spoiler olur diye ama şunu diyeyim ilk defa jo bok rae'nin sesinden duyduğum zaman ağlayasım gelmişti ki bilirsiniz birkaç defa söylemiştim çok duygusal bir insan değilim diye -merak etmeyin ağlamadım :D- 

Buyrun OST'un Jo Bok Rae versiyonu;


Bu da diğer versiyonu Minhyukla olan;


Aslında bu da çok güzel ama Min'in sesi yumuşak olduğu için bana ''oha ağlayacağım şimdi''dedirtmiyor. Benim favorim Jo Bok Rae'nin tek başına söylediği, sizinki hangisi oldu?


Go Ahead, Cry'ı duyana kadar bu diziden bu post için bir ost seçmiştim daha dizi bitmeden ama Go Ahead, Cry'ı bırakıp bunu yazamazdım. O yüzden +BONUS olarak buraya iliştireyim de içimde kalmasın dedim, o da Minhyuk'un -Ya bu yazının ilk partında da Minhyuk vardı, ostlarda vazgeçilmez sesim oldu bildiğin :D- dizide söylediği bir şarkı, buyurun; 

+BONUS
 DANDARA BAND - I SEE YOU 






20 Haziran 2016 Pazartesi

KORE DİZİ ÖNERİSİ: ENTERTAINER



Az önce gerçekten çok beğendiğim bir dizinin son bölümünü izledim (bu yazıyı başladıktan 2 gün sonra bitirebildim çünkü kardeşim bilgisayarı alıp vermedi, anca tekrar oturabildim başına -_-). Buruk bir sevinç içindeyim çünkü sonu çok güzel bitti.. bitmesi biraz üzdü tabii ki.

Bu bölümlerini iple çektiğim dizi başlıktan da anlayacağınız üzere  Entertainer. 

Dizimiz bu sempatik, yakışıklı, bu ne biçim insan bu ne bu uzaylı mı diye düşünebileceğiniz mükemmel bir oyuncu olan  Shin Suk Ho yani Ji Sung etrafında dönüyor ;


Sizi bilmem ama Ji Sung benim gönlümde Kill Me Heal Me'de taht kurmuştu. Adamın oyunculuğunu o kadar beğenmiştim ki hemen mercek altına aldım. Artık bir adım arkasındayım, bundan sonra içinde bulunduğu bütün projeleri takip etmeyi düşünüyorum. Tabii bu dizide yer alacağını öğrenince hemen üstüne atladım. Ama ben izlemeye başladığımda 6. bölüm yayınlanmıştı bile. 6 bölümü bir hamlede bitirdim. Neyse benim Ji Sung aşkımı öğrendiğinize göre Shin Suk Ho'ya geçebiliriz. Shin Suk Ho sizi öyle heyecanlandıran bir karakter değil. Yani ben ''Allah'ım bu karakteri üzerime atın'' demedim. Shin Suk Ho dizinin başlarında birçok hata yapıyor ve dizi bu hatalar üzerine doğuyor.

Dizinin konusu genel olarak Ji Sung'un kurup menejerliğini yaptğı band grubunun verdiği mücadele (gibi bir şey yani).
Tabi ortada bir band var. Menejerimizi öğrendiğimize göre üyelerimize de geçebiliriz.

Üyelerin hepsinin kendi hikayesi var. Gerçekten Kore'de bir grup olsa yüzüne bakılacağını sanmıyorum.Çünkü üyelerin hepsi sorunlu..

JO HA NEUL


Grubun vokalisti olan Jo Ha Neul genel olarak grubun en sorunlu üyesi. Bir yandan da Shin Suk Ho'yu yeniden hayata bağlayan insan. Jo Ha Neul ailesinden dolayı şarkı söylemeyi bırakmış ama Ji Sung onu ikna ediyor ve band'in ilk temellerini atıyor. Bir nevi Jo Ha Neul ve Shin Suk Ho birbirlerini iyileştiriyorlar. Gerçek şu ki üyeler hakkında vermem gerekenden az bilgi vereceğim çünkü olur da izlemeye karar verirseniz benim şaşırdığım yerlere sizin de şaşırmanızı istiyorum. Bu yüzden bu kadar bilgi yeter diğer üyeye geçelim.



KAYLE

Allah'ım sen ne uyuz ve bir o kadar da ponçik birisin Kayle.. Kayle grubun gitaristi. Jo Ha Neul ile başta anlaşamıyorlar falan ama bir şekilde iyi geçinmeye başlıyorlar. Bu süreç gerçekten, gerçekten ama gerçekten sancılı bir süreçti. Kayle'in geçmişi diğer üyelere göre daha temiz ama o da sorunlu.

SOE JAE HOON


Ehuehuehuehu Soe Jae Hoon benim gruptaki biasım olur da :D . Teen Top dinleyen fakat çokta takip etmeyen bir insanım. L. Joe'nun bu dizide yer alacağını öğrendiğimde epey mutlu oldum. Dizideki oyunculuğu beni şoka uğrattı.Yani bir insan karaktere nasıl bu kadar yakışabilir? Hayır L. Joe'dan bu performansı beklemiyordum ben bu yüzden bayağı şaşırdım. Bundan sonra onu oyunculukta da desteklerim. Neyse gelelim Soe Jae Hoon'a. Grubun bateristi.  So Je Hoon Kayle'den de temiz. Hem kişilik hem geçmiş olarak. Onun sorunlu olan tarafı beni illet eden bir yakını. Bunu da sizin öğrenmeniz için söylemeyeceğim. O yüzden daha fazla ayrıntı vermeden diğer üyeye geçiyorum.

NA YEON SOO


Lee Tae Sun ile bu dizide tanıştık. Ben oyunculuğunu falan çok beğendim. Duygusal sahnelerin adamı bence. Grubun en büyüğü, abisi. Çocuklarla tek tek ilgileniyor, onların sorunlarını tek bir bakışta anlıyor ve onlara yol gösteriyor. Ha bu arada grubun Bass Gitaristi. O da biraz sorunlu... bu gruba, grup üyesi olamayacak bütün insanları topladı anlayacağınız Shin Suk Ho.

JUNG GEU RIN


Jung Geu Rin çoğumuzun Reply 1988'den tanıdığı bir yüz. Ayrıca idol grubu olan Girl's Day'in bir üyesi. Oyunculuğunu beğendiğim idollerden. Bu dizide karşımıza Jo Ha Neul'ın ablası olarak çıkıyor. Ayrıca Shin Suk Ho'yla da duygusal bir yakınlık kuracaklar. Çoğu takipçi bu ikisinin yaş farkından dolayı aralarındaki uyumu yakalayamamış olmasından hayıflanıyordu (ki dizi başlamadan başlamıştı bunlar) ama ben herhangi bir uyumsuzluk göremedim. Beğendiğim bir çift oldular ki zaten tam manasıyla çift de olmadılar. Ne demek istediğimi ancak diziyi izlerken anlayabilirsiniz benden bu kadar.

BUYURUN GRUBUMUZ DANDARA (ENTERTAINER)






Yan rolleri de sevdim, kötü karakterler dışında dizideki çoğu karakteri seviyorsunuz zaten.


Bunlar kötü karakterler. Alttakine de tamülüm yok üssttekine de :P

Ha bahsetmezsem olmaz diyeceğim bir tane daha karakterimiz var. Onun kim olduğundan bahsetmeyeceğim ama ya çok sevimli değil mi????




Yemin ederim şu tipe fanlık yapasım var dfghjkl