20 Haziran 2016 Pazartesi

KORE DİZİ ÖNERİSİ: ENTERTAINER



Az önce gerçekten çok beğendiğim bir dizinin son bölümünü izledim (bu yazıyı başladıktan 2 gün sonra bitirebildim çünkü kardeşim bilgisayarı alıp vermedi, anca tekrar oturabildim başına -_-). Buruk bir sevinç içindeyim çünkü sonu çok güzel bitti.. bitmesi biraz üzdü tabii ki.

Bu bölümlerini iple çektiğim dizi başlıktan da anlayacağınız üzere  Entertainer. 

Dizimiz bu sempatik, yakışıklı, bu ne biçim insan bu ne bu uzaylı mı diye düşünebileceğiniz mükemmel bir oyuncu olan  Shin Suk Ho yani Ji Sung etrafında dönüyor ;


Sizi bilmem ama Ji Sung benim gönlümde Kill Me Heal Me'de taht kurmuştu. Adamın oyunculuğunu o kadar beğenmiştim ki hemen mercek altına aldım. Artık bir adım arkasındayım, bundan sonra içinde bulunduğu bütün projeleri takip etmeyi düşünüyorum. Tabii bu dizide yer alacağını öğrenince hemen üstüne atladım. Ama ben izlemeye başladığımda 6. bölüm yayınlanmıştı bile. 6 bölümü bir hamlede bitirdim. Neyse benim Ji Sung aşkımı öğrendiğinize göre Shin Suk Ho'ya geçebiliriz. Shin Suk Ho sizi öyle heyecanlandıran bir karakter değil. Yani ben ''Allah'ım bu karakteri üzerime atın'' demedim. Shin Suk Ho dizinin başlarında birçok hata yapıyor ve dizi bu hatalar üzerine doğuyor.

Dizinin konusu genel olarak Ji Sung'un kurup menejerliğini yaptğı band grubunun verdiği mücadele (gibi bir şey yani).
Tabi ortada bir band var. Menejerimizi öğrendiğimize göre üyelerimize de geçebiliriz.

Üyelerin hepsinin kendi hikayesi var. Gerçekten Kore'de bir grup olsa yüzüne bakılacağını sanmıyorum.Çünkü üyelerin hepsi sorunlu..

JO HA NEUL


Grubun vokalisti olan Jo Ha Neul genel olarak grubun en sorunlu üyesi. Bir yandan da Shin Suk Ho'yu yeniden hayata bağlayan insan. Jo Ha Neul ailesinden dolayı şarkı söylemeyi bırakmış ama Ji Sung onu ikna ediyor ve band'in ilk temellerini atıyor. Bir nevi Jo Ha Neul ve Shin Suk Ho birbirlerini iyileştiriyorlar. Gerçek şu ki üyeler hakkında vermem gerekenden az bilgi vereceğim çünkü olur da izlemeye karar verirseniz benim şaşırdığım yerlere sizin de şaşırmanızı istiyorum. Bu yüzden bu kadar bilgi yeter diğer üyeye geçelim.



KAYLE

Allah'ım sen ne uyuz ve bir o kadar da ponçik birisin Kayle.. Kayle grubun gitaristi. Jo Ha Neul ile başta anlaşamıyorlar falan ama bir şekilde iyi geçinmeye başlıyorlar. Bu süreç gerçekten, gerçekten ama gerçekten sancılı bir süreçti. Kayle'in geçmişi diğer üyelere göre daha temiz ama o da sorunlu.

SOE JAE HOON


Ehuehuehuehu Soe Jae Hoon benim gruptaki biasım olur da :D . Teen Top dinleyen fakat çokta takip etmeyen bir insanım. L. Joe'nun bu dizide yer alacağını öğrendiğimde epey mutlu oldum. Dizideki oyunculuğu beni şoka uğrattı.Yani bir insan karaktere nasıl bu kadar yakışabilir? Hayır L. Joe'dan bu performansı beklemiyordum ben bu yüzden bayağı şaşırdım. Bundan sonra onu oyunculukta da desteklerim. Neyse gelelim Soe Jae Hoon'a. Grubun bateristi.  So Je Hoon Kayle'den de temiz. Hem kişilik hem geçmiş olarak. Onun sorunlu olan tarafı beni illet eden bir yakını. Bunu da sizin öğrenmeniz için söylemeyeceğim. O yüzden daha fazla ayrıntı vermeden diğer üyeye geçiyorum.

NA YEON SOO


Lee Tae Sun ile bu dizide tanıştık. Ben oyunculuğunu falan çok beğendim. Duygusal sahnelerin adamı bence. Grubun en büyüğü, abisi. Çocuklarla tek tek ilgileniyor, onların sorunlarını tek bir bakışta anlıyor ve onlara yol gösteriyor. Ha bu arada grubun Bass Gitaristi. O da biraz sorunlu... bu gruba, grup üyesi olamayacak bütün insanları topladı anlayacağınız Shin Suk Ho.

JUNG GEU RIN


Jung Geu Rin çoğumuzun Reply 1988'den tanıdığı bir yüz. Ayrıca idol grubu olan Girl's Day'in bir üyesi. Oyunculuğunu beğendiğim idollerden. Bu dizide karşımıza Jo Ha Neul'ın ablası olarak çıkıyor. Ayrıca Shin Suk Ho'yla da duygusal bir yakınlık kuracaklar. Çoğu takipçi bu ikisinin yaş farkından dolayı aralarındaki uyumu yakalayamamış olmasından hayıflanıyordu (ki dizi başlamadan başlamıştı bunlar) ama ben herhangi bir uyumsuzluk göremedim. Beğendiğim bir çift oldular ki zaten tam manasıyla çift de olmadılar. Ne demek istediğimi ancak diziyi izlerken anlayabilirsiniz benden bu kadar.

BUYURUN GRUBUMUZ DANDARA (ENTERTAINER)






Yan rolleri de sevdim, kötü karakterler dışında dizideki çoğu karakteri seviyorsunuz zaten.


Bunlar kötü karakterler. Alttakine de tamülüm yok üssttekine de :P

Ha bahsetmezsem olmaz diyeceğim bir tane daha karakterimiz var. Onun kim olduğundan bahsetmeyeceğim ama ya çok sevimli değil mi????




Yemin ederim şu tipe fanlık yapasım var dfghjkl


15 Haziran 2016 Çarşamba

KİTAP ALIŞ-VERİŞİ; SONUNDA BENİM DE TERS DÜZ'ÜM OLDU!




Bundan bir önceki yazımda demiştim ya ''yarın görüşürüz (bir aksilik olmazsa)'' diye. Oldu o aksilik. Eve döndüm, bilgisayarın başına geçtim ve bir de ne göreyim.. internet yok! 4 gün boyunca bilgisayarda internet yoktu, bugün erkek kardeşim geldi ve halletti. Bilgisayarla ilgiliymiş. Ben de o interneti düzeltir düzeltmez oturdum bilgisayar başına yazıyorum şimdi.

Kitaplarım tahmin ettiğim üzere salı günü geldi. Tabi ben nasıl seviniyorum nasıl seviniyorum :D Hemen attım snape şu fotoğrafı :D


Aslında salı günü yazacaktım bu yazıyı ama internet saolsun :P Neyse size göstereyim hangi kitapları aldığımı. Hatta birini okudum bile. Okula gitmemek bol bol boş zamanım olmasını sağlıyor.



CİNDER

Ay günlüğü serisini deli gibi merak ediyorum. Geçen okuoku indiriminde herkes seriyi aldı ama ben annemden izin alamadığım için kaçırdım ve sadece indirimde kalan ilk kitabı alabildim.
Seriyle ilgili birkaç bir şey biliyorum. Özellikle içinde sayborgların olması beni iyice meraklandırıyor.
Kitap beklediğimden ince çıktı, videolarda hep kalın gözüküyordu. Göz yanılması herhalde.
En son Cindir'ı okuyacağım çünkü bir serinin ilk kitabı ve ben 2. kitabı okuyana kadar olayları unutmak istemiyorum, ayrıca tatlı en son yenir değil mi? :D


İYİ KIZ

Gerçek şu ki bu kitap hakkında bir şey bilmiyorum ama hakkında iyi şeyler duydum ve arka kapak yazısı biraz dikkatimi çekti. Hazır 9.90' a inmişken de alayım dedim. Kapağı da çok hoş ama ben kapaklarda yüz, beden vs. sevmiyorum. Umarım güzeldir.


OTOMATİK PORTAKAL

Bu kitabı instagramda görmüştüm. Rengi ve kapağı ve özellikle adı çok dikkatimi çekmişti. Konusu hakkında hiçbir fikrim yok ama modern klasiklerden olduğu için iyi çıkacağını düşünüyorum.


PİYONUN SON HAMLESİ

Okuduğum kitap Piyonun Son Hamlesi. Acayip sürükleyici ve güzeldi. Aslında kargo parası vermemek için 1 kitaba daha ihtiyacım vardı bu yüzden sitede kitap araştırıyordum. Ne adı dikkatimi çekti (Satranç sevmem çünkü bilmem) ne de kapağı, ama kapağında Tess Gerritsen'ın adını görünce attım sepete. Pek bir beklentim yoktu ama gerçekten mükemmel çıktı. Yorumunu yazdığımda bahsedeceğim zaten o yüzden geçiyorum.


SO JI SUB'UN YOLU

Çıktığından beri istiyordum ve sonunda kavuştum. Normalde çok pahalı (30 lira) ama kitabın kalitesi çok iyi değer yani 30 TL'ye ama ben o kadar zengin değilim T.T Hazır 9,90 a düşmüşken de attım sepete.


SÜPER İYİ GÜNLER
Ya da Christopher Boone'un Sırdışı Hayatı

Ben bu kitabı bir booktube'da görmüştüm. Hangisi olduğunu hatılamıyorum ama gerçekten hak ettiği değeri görmeyen bir kitap olduğunu söylemişti ve okumamızı tavsiye etmişti. Konusu da dikkatimi çekti, otistik bir çocukla ilgiliymiş. Bu yazı bittikten sonra buna başlayacağım, içeriği oldukça farklı (matematik soruları falan var :D )


TERS DÜZ

Sonunda benim de bir Ters Düz'üm oldu. Mert Ofluoğlu severek takip ettiğim bir bloggerdır ve kitabını çıktığı günden beri merak ediyordum. Büyük ihtimal Süper İyi Günler'den sonra Ters Düz'ü okuyacağım. Oldukça meraklıyım bu kitap hakkında malum okuyup da beğenmeyen yok.


GÖLGE VE KEMİK

Alış-verişimin son kitabı Gölge ve Kemik. Bu da bayağı merak ettiğim bir kitap. Arkadaşım benden önce aldığı (gerçi o da okumadı daha)  için biraz kıskandım ve artık erteleyip durmayayım alayım şu kitabı dedim ve attım sepete. Aslında kitabın konusu hakkında bir şey bilmiyorum sırf yorumlardan kaynaklı olarak merak ettim. Umarım devamını almamı sağlayacak kadar güzeldir. Büyük beklentilerim var!!

Benim alış-verişim bu kadardı. Aldıklarım arasında sizin merak ettikleriniz yada okuduklarınız var mı?

Görüşürüz.



11 Haziran 2016 Cumartesi

KİTAP YORUMU: BİR TÜRK MASALI; DUYGU



Merhaba. Nasılsınız? Ramazan nasıl gidiyor? Çok zorluyor mu oruç? Beni sorarsanız hamd olsun iyiyim. Bu sene ne acıkıyorum ne susuyorum (içinizden maşallah deyin de nazar değmesin :D ) 
Gece olmuş saatin 04.44'ü (aman Allah'ım bu evrenin bir mesajı olmalı şuraya Yongguk 04.44 ekleyeyim de yazının devamını onun eşliğinde okuyun :D )


uyku falan tutmadı beni. Hazır kuzenimin laptopunu (amcamlardayım da) bulmuşum alayım dizlerimin üzerine kurulayım yatağa kalan 4 kitabın kısa kısa yorumunu gireyim dedim. Gerçi bunu dememde bu hafta sipariş ettiğim kitapların salı günü elime ulaşacak olması (umarım) ve onlar gelince de benim bu kalan kitapların yorumlarını zilyon sene sonraya erteleme korkum da olabilir -Allah'ım bu nasıl cümle-.
8 kitap sipariş ettim ve hepsi için çok heyecanlıyım.
 Neyse bu faslı bu kadar uzatma yetti ben geçeyim kitaplara.



Sevmedim.
Biraz fazla mı bodozlama oldu?
 Konusunu anlatayım ondan sonra neden sevmediğime geçerim.

KONU: Bir kızçe var (Bu Duygu oluyor). Bu kızçemizin başına türlü türlü kötülükler geliyor ve bu türlü türlü kötülüklerin sonucunda ''Develerim'' dediği 3 yiğitle karşılaşıyor onları aile belliyor. Bu Develer İstanbul'un en arıza adamları (herkes onları böyle betimlemiş bozmayayım dedim). Onlarla olan hikayesini okuyoruz. Geçmişlerini, dostluklarını, aşklarını falanlarını filanlarını.. Bu kadar konu yeter.


YORUMUM: Ben biliyordum bu kitabın bir wattpad kitabı olduğunu!! Yani biliyordum derken okurken sezmiştim ama demiştim ki herhalde yazarın ilk kitabı falan yoksa bu nasıl bir anlatım.. Sonra bir gün okulda arkadaşım elimde kitabı görününce ''ben bunun wattpad de okumuştum'' dedi ve her şey netleşti benim için.

Gerçek şu ki WATTPAD'den basılan kitaplara deli gibi bir ÖN YARGIM VAR VE BENCE OLMASI DA NORMAL.

Neyse konumuz wattpad değil ben kitaba döneyim.. kitapta gereksiz (deli gibi hemde) betimlemeler var. Aslında bakarsan tek bir cümleyken gayet hoş fakat bunlar ard arda, ard arda gelince insanı çok pis yoruyor. Tabii bu betimlemeler de kitabın çok saçma bir şekilde uzamasına yol açmış. 664 sayfalık kitabın (sevgili yazar çok afedersin) 200'ü çöp.Bazı cümleler de oldukça saçma ve acemiceydi.. 


İçeriğine gelirsek, kitabı okurken yazarın genç olduğunu (açıkçası ergen olduğunu düşünmüştüm) ve sanki kendi istediği yaşamı yazdığını düşünmüştüm -bunda kitabın wattpadden çıkma olması da biraz etkili oldu-, ne kadar Duygu'nun başından iğrenç şeyler geçmiş olsa da o Develeri kim istemez. Hem hepsi arıza, istanbulda adı sanı olan mafya babaları, Duyguyu ne kadar bulaştırmamaya uğraşsalar da (bu kitabın romantik kısmı) ekşınlı bir hayat. Tabii böyle olunca ben de yazarı ergen sandım. Kitabın son sayfasına gelip yazarın resmiyle karşılaşana dek.. kadın 35-40 yaşlarında gösteriyordu..

 Ayrıca kitabın sonlarına doğru mide bulandırıcı +18 sahneler vardı. Hani yazarsın, şu sıralar pek bir moda zaten ama bu kadar ??? Genel olarak kitaptaki karakterlerden de hiç haz etmedim. Duygu zaten tam bir geri zekalı, Sedat desen benim bir erkekte sevmediğim ne kadar özellik varsa toplanmış hali.Hani Bekir'i ve Ali'yi biraz sevdim (Bekir'in fazla olayı yok da Ali'nin kişiliği benim hoşuma giden karakterlerden o yüzden Ali'nin gözünden anlatılan kitabı alacağım -gerçi serinin 2. değilde 3. 4. kitabı olsaydı hayatta bakmazdım yüzüne-) Kalan karakterlerde sırf çöplük. Hani bi' ana vardı hoş ponçikli falan ama ben onu da sevmedim :P. Bu arada kitabın ismi 'BİR TÜRK MASALI'' diye de eski zaman hikayesi veyahut bir türk gencinin aşkı için uğraşları tarzında şeyler hayal etmeyin..


@mutlumerve_ adlı insta hesabından alıntıdır.

Kitaplar yanımda olmadığı için altlarını çizdiğim (gerçi ben hoşuma giden cümleyi şu şekilde <<...>> renkli kalemlerle belirtiyorum) cümleleri alamayacağım. Gerçi pek de bir şey yoktu diye hatırlıyorum.. 

Bu kadar eleştireceğim aklımın ucundan geçmezdi doğrusu kitabı sevenlerden ve yazarından çok çok özür dilerim :( 

Sözde kısacık anlatıp geçecektim :D Şimdi diğerlerini de anlatayım dersem yazı okunmaz olur, ayrıca saat 6 oldu ben yavaştan uyumaya gideyim. Bir sonraki yazımda -bir aksilik çıkmazsa yarın- görüşürüz.